sınava girmedim sorular nasıldı bilmiyorum benim daha çok dikkatimi çeken husus koyunların ay pardon öğrencilerin yüzlerine yansımış ruh haliydi.
sabahın köründe kursa gitmem dolayısıyla otobüste bir sürü ygs ye girecek öğrencilerle yolculuk etmek zorunda kaldım. otobüs tıkış tıkıştı, trafik çok vardı vs. oraları geçiyorum. kulağıma gelen konuşmalar, çocukların yüzlerinin aldığı şekil, otobüsün içine sinen aşırı heyecan benim içimi acıtmaya yetti. sınava daha önce üç kez girmiş ve sonuncusunda istediğim okulu zar zor kazanabilmiş bir kronik öğrenci olarak kendi sınav günlerim aklıma geldi ve üzüldüm açıkçası. hepsinin suratlarında "lan ne olacak acaba, ya kazanamazsam" endişesi vardı. bir öğrencinin velisi olduğu anlaşılan amcanın oğluyla yaptığı gereksiz muhabbet bu sessizliği ve endişeyi bozan tek şeydi sanırım:
"-ya ben bu yaşımdayım kazandım, üniversite okuyorum. bunlar gibi senelerce denemedim bile.
+baba sen açıköğretim okuyosun ama."
amca, kendisini yere göğe sığdıramıyor her lise mezununun girebildiği açıköğretim fakültesini nasıl kazandığını ballandıra ballandıra anlatıyordu. oğlunun sınavı nasıl geçti gerçekten merak etmekteyim:
-yapamadım baba ya, fende çok zorlamışlar.
+ben bir sene de kazandım peh, şu yaşımdayım bir kerede üniversiteyi kazandım. sen hala yapamadım diyorsun salak.*
demek istediğim kimse bilinçli değil bu konuda. yani kimse anlamıyor o çocukların hallerinden. ergenliğin baskısı bir yandan bir yandan hayatta tutunabilmek için dayatılan sınavlar bir yandan gençliğini yaşayamamanın verdiği burukluk o çocukları gerçekten yoruyor. ve sınavda gerçekten kolay bir sınav değil, yani öyle "ben bilirim ben yaparım" diyen çok bilmişlerin bile sınava girip çıktıktan sonra ne hale geldiklerini gördük.
ve son bir not; etrafınızda varsa eş dost akraba bu ygs denilen sınava girmiş, onlara sorgulayıcı gözlerle bakmayın lütfen. bilin ki üstlerinde acayip bir yük var ve onun altında eziliyorlar. kolay değil hemde hiç...