tıbbi yeteneğini bir kenara bıraksak bile normal hayatta karşılaşamayacağımız kadar özel bir karakter. arkadaşlığa yeni bir tanım getirmiş, teselli etmek yerine sorunları çözen bir insan. herkesin hayatında ihtiyaç duyduğu bir dost. kötü bir zaman geçirdiğinizde herkes bunun geçeceğini söyler, herkes sizin yanınızda üzülmüş taklidi yapar. ancak hiçkimse nedenin siz olduğunu söyleme cesaretine sahip değildir, hiçkimse sizin mutlu olmanız pahasına; sizi kaybetme riskine göze alarak hayatınıza müdahale etme gücünü kendisinde bulamaz.
bir arkadaş düşünün ki karaciğerinizi bağışlamak için gireceğiniz ameliyat öncesi " sen ölürsen ben yalnız kalırım." diyebiliyor. lafı ağzında gevelemeden, saçma bahanelerin ardına sığınmadan size böyle kendisini açıyor, hayatta tek dostunuz olduğunu bu kadar güzel ifade edebiliyor. sevgilinizin hayatını kurtarmak için ölümü göze alıyor, kalp krizi geçirdiği halde bir de komaya giriyor. ancak başaramadığında sizin yanınıza dönmek yerine ölmeyi diliyor.
gregory house doktorluk ve hayatı tamamen birbirine karıştırmış, doktor gibi yaşayan bir insan. şu söz onun hakkında çok şey anlatıyor; " ölürken yanında elini tutan bir doktor mu istersin, yoksa seni kurtarmak için her şeyi yapan fakat yüzünü bile görmediğin birini mi?" bu sorunun cevabı birçok insan için aynı. peki siz acı çekerken yanınızda " bu da geçer diye geveleyen birini mi istiyorsunuz, yoksa sizin hayatınızı düzeltmek için elini taşın altına koyan; bunu yaparken de kendi hayatı başta olmak üzere hiçbir şeyi önemsemeyen gerçek bir dost mu istiyorsunuz?