bu karakteri tamamen robert pattinson'dan bağımsız değerlendirmek lazım bence. o yüzden bu entryi okurken lütfen gözünüzde robert'ın beyaz suratını ve mırıl mırıl birşeyler fısıldadığını canlandırmayın.
edward, bir kızın sevdiceğinde arzu edebileceği herşeye sahip, kusursuz bir şey gibi görünüyor ilk bakışta. gözü kör bir aşık, sevdiğini kıskanan ve bu uğurda birileriyle karşı karşıya gelmekten çekinmeyecek bir yiğit, aşırıcı korumacı uysal bir adam ve sırf sevdiceğine zarar gelmesin diye senin için senden geçerim felsefesini benimsemeyi deneyecek kadar özverili.
ama sorarım size hemcinslerim, bir kez olsun şu tablodaki adama yakın biriyle tanışıp da ondan sıkılmadığınız oldu mu? madem biz kızlar hep hassas, aşık, uysal, korumacı birini isteyip duruyoruz niye öyle bir tiple karşılaşınca da olmuyor, yapamıyoruz bir türlü?
kızların efendi erkek yerine serseri erkek tercihi yadsınamaz bir gerçektir efendim. lafa söze gelince; "of benimki çok odun ya, edward gibi you're my life now bile demiyor" deriz, "edward uyurken bile bella'yı izliyor, benimki horul horul uyusun hep" deriz. hikaye bunlar azizim, her zaman kötü olan, heyecan katsayısı yüksek olan şeyler daha çekicidir.
baktığınızda herkes edward cullen'cı görünür ama koyun ortaya kanlı canlı bir sawyer ve bir de edward, bakın bakalım herkes kime koşuyor.
p.s.: bunları yazdım da, ben de "instead of a prince with horse, i'd prefer a vampire with volvo" grubu üyesiyim. p.s. i love you'da dediği gibi kadınlar ne ister sorusunun cevabını kadınlar da bilmiyor çünkü.