günü kurtarabilir hatta fazlasıyla bir film. gerçekten beğendim. uzun zamandır böyle film izlemiyordum...
filmde kasvetli bir hava var. seyirciyi atmosfere iyi sokuyorlar. a beautiful mind gibi. bir de arada beyin travması yaşatmaya çalışıyorlar. bir aydınlık gün yok o derece. senaryosu güzel, kurgusu iyi. film adamın ağzına sıçıyor, o derece. neden bok atıyorlar anlamış değilim.
+ kilit sorular
+ olaylar arası düşünmek, analiz etmek
+ oyuncuların kalitesi, performansı, kurgu, güçlü senaryo
bunları sağlıyor shutter island. dram, psikoloji, gerilim unsurlarını iyi dağıtmışlar filmde. tedd'in şizofrenlikle dahilik arasındaki o ince çizgide gidip gelmesi açıkcası çok başarılı. hasta olduğunu öğrendikten sonra insan bir mallaşıveriyor, sonrasında dr. sheehan ile o konuşması geliyor gözlerimin önüne. harbiden, o an için andrew'e üzüldüm :
+ bu adadan ayrılmalıyız chuck.
dikkatli bakıldığında başarılı kilit noktalar var filmde. tedd (andrew), kusuyordu, deniz tutuyordu kendisini. sudan nefret ediyordu. e zaten tedd'in eşi çocuklarını suda öldürmemiş miydi? gölde boğmuştu. oraya gönderme yapıyor. sonrasında tedd ve chuck, hastane girişinde silahlarını verirken tedd $lakk diye çıkarıveriyor. ama chuck abimiz biraz acemi sanırsam. direkt çıkaramıyordu, değil mi? orada da az çok marshal olmadığını anlıyoruz...
filmin, ağzıma sıçtığı noktası, andrew'in fenere gitmesi ve orada savunduklarının bir bir yalan olduğunu öğrenmesi. resmen yıkım, felaket. chuck'ın onun yanında 2 yıldır gezdiği psikiyatr'ı. ama chuck'ta bir piçlik olduğunu anlamıştım. orada çıktı işte. "deli" damgası yemek ve bunun kanıtlarını görmek. bildiğin böyle ayakların bir gidip geliyor, hissetmiyorsun o an.