district 9

entry116 galeri video1
    68.
  1. birbirine benzeyen filmler arasından kesinlikle sıyrılan, ezber bozan, ince mesajlarını çok orjinal bir senaryo ile veren, dahiyane film.
    öncelikle belirtilmesi gerekir ki; bence bu film kesinlikle bilimkurgu, veya uzaylı filmi değildir.
    bu film ırkçılığı, "bizler ve ötekiler", "ülkenin sahibi ve göçmenler" kavramlarını eleştirirken uzaylıları kullanmıştır sadece. özellikle de çirkin uzaylıları. böylece "bizden olan ve bizden olmayan" kavramını görsel olarak ta vermeyi, vurgulamayı amaçlamıştır.
    bu yüzden bu filmi bilimkurgu ve uzaylı filmi olarak ele alıp, "ya ne saçma, uzaylılar gerçekten gelmiş olsa dünya çalkalanırdı, dinler yıkılırdı" demek, "o gemi nasıl öyle havada asılı kalıyor, silahları nasıl işliyor" diye sormak, "geldikleri gezegenleri hakkında yeterli bilgi verilmemiş, acaba hangi galaksideydi" diye eksikler bulmak bence abesle iştigaldir bu filmi izlerken.
    film bunlarla ilgilenmemektedir, zaten bunu yapan onlarca film vardır piyasada.
    --spoiler--
    film belgesel gibi başlarken dünyalıların gözünden uzaylılar, yani yerli halkın gözünden göçmenler anlatılmıştır. aynı amerikalılar gözünden zenciler, fransız gözünden cezayirliler ya da çingeneler gibi. hatta insanlar aynen şu ifadeleri kullanmışlardır: "metroları yıkıyorlar, güvende yürüyemiyoruz, ayakkabılarımızı çalıyorlar, çöpleri karıştırıyorlar, devlet bunlara gereksiz para harcıyor, sırtımızdan geçiniyorlar, sürülsünler!".. ne kadar tanıdık değil mi? bu bakış açısına uzaylıların bilerek çirkin olarak tasvir edilmiş olması ile filmin başında uzaylılara uzak duruyor, sempati beslemiyorsunuz. hatta; amerikaya gitse aşağılanacak, kendisi aynı muameleye maruz kalacak evsiz zenciler bile aynı cümleleri söylüyorlar; hor görülen sıfatını "uzaylılar"a devredince. aslında bu noktada çok hassas bir gerçeğe parmak basılıyor: ezildiklerini, dışlandıklarını söyleyenler, ırkçılığa maruz kaldıklarını söyleyenler; ellerine güç gecince kendileri ezene, ırkçıya, zulmedene dönüşüyorlar. yani bu insanın doğasında var..
    tam da bu noktada; insanların başındaki ajan değişime uğrayıp kendisi de uzaylıya dönüşmeye başlayınca; bu sefer uzaylıların da aslında "insan(!)" olduğu, hayvan değil duygularının bulunduğu, insanların, yani baskın gücün onlara ne kadar acımasızca davrandığını görmeye başlıyoruz, sempati duyduğunuz taraf bu sefer uzaylılar oluyor. yani aslında sen de zenci, veya çingene doğabilirdin. işte o zaman aynı hikayeye böyle bakardın, böyle algılardın diyor senaryo, ve bunu da çok güzel başarıyor. bizler ve ötekiler kavramları izleyicinin gözünde yer değiştiriyor.
    kanımca filmin devamı gelmeyecektir, zira uzaylıların başının kaçması ve geri döneceğim demesi; ezilen halklarının umudunu, gün gelir devran dönebilir hissiyatını sembolize etmektedir ve bu gelecek izleyicinin hayal gücüne bırakılmaktadır..
    --spoiler--
    0 ...