a = kitap okuyan kesim
b = kitap okumayan kesim
c = müzik dinlmeyen kesim
d = müzik dinleyen kesim ise
(b kesişim d) fark c birleşim a=
"olm ben o orhan pamuk olacak adamın kitabını toplatırdım ya, olur mu layn öyle şey, şerefsiz ya..."
-abi peki benim adım kırmızıyı okudun mu adam iyi yazmış diyolar.
"yerim lan yazmasını, ben onun alnında yazanı merak ediyorum, haşlaması mı kızartması mı, şerrrrefsiz.
"ahmet kaya mı? abi şimdi doruya doğru adamın şarkıları iyi yaaaa, banane kürt ermeni sevgilisi olmasını ya, ben adamı değil şarkılarını seviyorum, diceği olan varsa da çıksın karşıma, ben müzik dinliyorum abi"
tamam valla, diceğim bişey yok.
ama bu ülkeye ne orhan pamuklar ne ahmet kayalar geldi.
ben ise hala Fuat paşaya katılıyorum:
Girit'in yunanistan'a verilmesi ile ilgili Paris'te yapılan ikili görüşmede Compte de Montauban de Palitan ile Fuat Paşa arasında devam etmekteydi. görüşmeler sırasında bir gün Compte de Montauban, keçeci-zade Fuat paşa'ya:
-Neye beyhude ısrar ediyorsunuz? Hangi kuvvetinize güveniyorsunuz? Osmanlı Hükümetinin ne derece zaafa düştüğünü görmüyor musunuz? Der.
Fuat Paşa ise derhal müdehale eder:
-Hayır Kont! Hayır!....Türkiye hiçbir zaafa düşmemiştir. Bütün kuvvetini muhafaza ediyor ve edecektir. Türkiye en kuvvetli, en dayanıklı devletlerden biridir. Üç yüz senedir siz dışarıdan, biz de içeriden yıkmaya çalıştığımız halde bir türlü yerinden sarsamadık!...
ağzına sağlık fuat paşa, ne güzel de söylemişsin, ama hatırlatırım, 400 sene oldu, hala devam ediyolar. biz mi? biz hala anadolu da onları bekliyoruz, onları karşılıyoruz, onların önümüze sürdükleriyle uğraşıyoruz.
nasıl yani belli olmuyor mu? bak bak 8. sayfaya merdiven dayadı!