burada gençten kastımız erkeklerdir efendim. genç kızlarımız mevzu bahis değildir. böyle de cinsiyet ayrımı yaparım. feministlerimiz kızacak ama olsun.
geçen bir arkadaşla dertleşiyoruz. daha doğrusu o anlatıyor ben dinliyorum. yoksa benim derdim falan yok, gayet rahat insanım. söz konusu genç üniversite bitirmiş, mühendis olmuş ve işsiz. ben de işsizim ama mühendis değilim. işsiz bir mühendis olsaydım belki dert sahibiyim diyebilirdim.
çocuk bildiğin ev kızı, şey yani ev çocuğu olmuş. yeğenlerini kurstan alıyor, bulaşık yıkayıp evi topluyor, pazara gidiyor, ütü de yapıyordur da kesin o kadarını söylemedi. utandı herhalde. ben halden anlarım üzerine gitmedim. bütün bunlar yetmezmiş gibi bir de komşular.. meraklı komşu teyzelerin gözleri hep bunun üzerinde. ev işinden anlıyor, yemek yapıyor, örgü ör desen örecek o derece. e bir de üstüne mühendis. tabi mühendis olması bir şeye yaramıyor ya neyse. çocuğu köşede sıkıştırıp kızlarına nikahı bastıracaklar o derece.
bana "çekip kurtar beni bu hayattan" dedi. dayanamadım. ne kadar iyi bir insan olduğumu anlamışsınızdır herhalde. dedim madem ev işlerinden anlıyorsun, gel bizim bulaşıkları yıka, ütüleri yap. bizim burda evlenelim diye yapışan komşu da yok. alt tarafı başından aşağı kültablası boşaltırlar. gerçi o sorunu da hallettim ama olsun. belki yeni bir hayvan taşınır apartmana. velhasıl; dedim aylık şu kadar da maaş. ne kadar maaş verdiğimi söylemek istemiyorum. sonra bütün mühendisler bizi de işe al diye mesaj atar, hangi birine yardım edeyim dimi?
şimdi çok mutlu. hükümetin yapmadığını yapıp işsizlik sorununa çözüm buldum, daha ne olsun. herkes bir işsiz erkeği bu şekilde işe alsın. böylece işsizlik sorunu ortadan kalkar ve kadınlar "ev işi" gibi bir dertten kurtulmuş olur. tabi benim böyle bir şeyi sırf ikinci sebepten ötürü istediğimi itiraf etmemi kimse beklemesin.
feministlerimizin de gönlünü böylece almış olalım.