urfa'da aşiret ağasının biri yurtdışında gezmeyi çok severmiş, gezmediği kıta, gezmediği ülke kalmamış. bu gezilerden döndüğünde de marabasını başına toplar yaşadığı meaceraları anlatırmış ki marabasının vizyonu genişlesin. bir tarihte kenya'ya gitmiş 1 ay sonra dönmüş her zaman olduğu gibi marabasını toplamış başına. marabası merakla sormuş;
-ağam bu sefer nereye gitmişsen?
ağa demiş
*kenya'ya gitmişem.
-ağam kenyada ne yapmişsen?
*seferi yapmişem.
-agam seferi dedigin ne ki?
*valla tüfegleri kuşanisen, arabalara atlisen, nerde bir heyvan görüsen arkasından gidip vurisen.
-agam sen de heyvan vurmişmisan?
*he vurmuşam.
-agam ne vurmuşsan
*zebra vurmuşam.
-agam zebra ne olaki?
*eşeği bilisen?
-he.
*eşeğin siyah beyaz çızgılı olani.
-ağam başka ne vurmuşsan?
*zürefa vurmuşam.
-ağam zürefa nekin?
*eşeği bilisen?
-he.
*eşeğin boynuyla bacaklarının iki metire uzun olani.
-ağam başka ne vurmuşsan?
*piton vurmuşam.
-ağam piton ne çeşit bi heyvan ola ki?
*eşeği bilisen?
-he.
*eşeğin aleti bilisen?
-he.
*aha onun 3 metre daha uzun olani.