çay dökmek.. mado diye bi pastaneye tecrübesiz bi garson alırlar, ilk defa tepsi tutar o ilk gün, korkar dökerim diye ve tüm gün o korkuyla çalışır.. birinci gün acemi şansıdır, o korkuların başına gelmez ama o düşünce güçleri birikir.. ikinci gün gelir.. masada oturan dört hanımefendiye karton bardakta dört çay ikram edilecektir.. çaylar tepsiye güzelce dizilir.. masaya bakılır.. ve o yöne doğru yavaşca elindeki tepsiyle adım atılır.. masaya varıldığında nazik bi şekilde gülümsenir ve çay bardakları masaya konmaya başlar..
derken.. o korkunun bir tezahürü vardır ya, başa gelmesinden korkulan.. işte.. üçüncü kişiye üçüncü bardak.. ele alınır o bardak.. el titrer.. ter basar.. ve o an akla/zihne o görüntü gelir.. (bkz: elden kayan bardak resmi)..
bardak elden kayar ve iki kadının ortasına dökülecekken kadınların o korku refleksiyle çayın kaynar sıcaklığından kurtulunur.. fakat o el titremesi gün boyunca devam eder, o anın stresiyle...