*seyid ahmet arvasi'nın "doğu anadolu gerçeği" adlı kitabı mutlaka okunmalıdır.Kendisi de doğulu,Vanlı olan yazar bu kitabında "kürt" kelimesinden doğan birçok saçmalığa son vermiştir.
arvasi, kürtlerin bir türk boyu olduğunu, batılıların ileri sürdükleri
gibi ayrı bir kavim olmadıklarını belirtir. bunları ifade ederken de
birçok batılı kaynağı delil olarak gösterir. ayrıca kürt kelimesinin
ilk kez yenisey (elegeş mezar taşları) yazıtlarında geçtiğini ifade
eder. bu kitabe şöyledir:
kürt el-kan alp urungu, altunlug keşigim bantım belde. elim tokuz
kırk yaşım. (kürt ilhanı alp urunguyum. altunlu okluğumu bağladım
belime. elim/ devletim otuz dokuz yaşımda öldüm.)
kürtlerin kökeninin medlere, guttilere, karduklar,
mervanoğullarına vs. dayandırılamaya çalışıldığını halbuki bu
milletlerin dillerinde kürt kelimesinin hiç geçmediğini, ayrıca kürt
aşireti olarak ifade edilen zaza, kurmanç, lur ve kalhur ağızlarında
da böyle bir kelimenin olmadığını ifade eden arvasi, kürt
kelimesinin türk boyları arasında kullanımını da bize aktarır:
kazakçada .. kürt .. kalın kar yığını
.. kürtlük .. yeni yağmış kar
kazan tatarcasında .. kört .. kar yığını
çuvaşçada .. kürt .. kar yığıntısı
uygurcada .. körtük .. kar yığını
kırgızcada .. körtük .. kar yığını
yakutlarda .. kürtçük .. kar yığını
tarançilerde .. kürt .. yeni yağmış kar
şor türkçesinde .. kürt .. çığ
arvasi, osmanlı döneminde kürdistan kelimesinin bilinçsizce
kullanıldığını, o dönemde sınırları belli bir kürdistan olmadığını
ifade eder. gerçi belli bir dönem sonra bu tabir özellikle kullanılır
hale gelmiştir. ama kanaatimizce osmanlı döneminde kullanılan
kürdistan kelimesinin kürt halkının yaşadığı bölge olarak kullanılması
söz konusu değildir.
yukarıdaki türk boylarında kürt sözcüğünün anlamlarına bakarsak bunu
daha rahat anlarız. hepimizin bildiği gibi doğu ve güneydoğu
anadoluda kışlar uzun sürmekte, kar yağışı fazla olmaktadır.
ben üniversiteyi vanda okudum, iyi bilirim. kasım ortalarında yağan
kar, nisan sonuna kadar şehir merkezinden kalkmazdı. hatta vanın
bahçesaray ilçesi (eski adıyla müküs) on bir ay kış, bir ay yaz yaşar.
hepimiz tvlerde görmüşüzdür. aylarca yolu açılamaz. sürekli kar
yağışı vardır. aylarca ulaşılamadığı için vanlılar bahçesaray ilçesine
müküs gezegeni derler.
eskilerden duymuşuzdur adam boyu karların yağdığını, bugün küresel
ısınma nedeniyle eski kar yağışı yok belki, ama o zamanlar özellikle
doğu ve güney doğuya iyi kar yağarmış. böyle bir kar yığını altında
kalan bölgeye türk lehçelerindeki kürt kelimesinin anlamıyla kürdistan
demek belki o dönemlerde doğru bir ifadeydi.
arvasi, kürtçe diye bir dil olmadığını, bölgede konuşulan ağızların
türkçe-farsça-arapça kırması garip bir ağız olduğunu ifade ederek
önemli bir noktaya dikkat çeker:
herkesin rahatça müşahade edeceği üzere bugün doğu ve güneydoğu
anadolumuzda yaşayan halkımızın çoğunluğunun konuştuğu dil kesin
olarak türkçedir. ancak, yol ve okul götüremediğimiz ve kültür
merkezlerimizle irtibat sağlayamadığımız bazı vatan topraklarındaki
vatandaşlarımız, bazen kurmançi, bazen zazaki, bazen gorani, bazen
sorani, bazen lorani denen ve hepsine de ortak olarak kürtçe tabiri
yakıştırılan ağızla konuşmaktadırlar. ancak hemen belirtelim ki bu
ağızları konuşan gruplar birbirlerini anlamamaktadırlar. hepsinde
ortak olan tek şey: yek, dü, se, çar, penç diye başlayan ve devam
eden farsça sayı sistemidir. oysa etnolojik araştırmalar göstermiştir
ki en ilkel dilin bile kendine mahsus bir sayı sistemi vardır. herkes
rahatça müşahede etmektedir ki emperyalistlerin ve bölücülerin
kürtçe diye tabir ettikleri ağzın böyle bir hususiyeti yoktur. bu
durum bile zorlama bir dil ihdas etme gayretlerini ortaya koymaya
yeter. bize göre kürtçe tabir edilen ağız, kültür temaslarımızın
emperyalizme dönüşmesinin acı bir meyvesidir.
arvasi, kürtçe diye tabir edilen ağızdaki bazı kelimelerle bunların
türkçe karşılığını vererek kürtçe, hint avrupa dil grubundandır.
iddialarına da cevap verir. işte birkaç örnek: