ben kürt üm

entry132 galeri
    35.
  1. *seyid ahmet arvasi'nın "doğu anadolu gerçeği" adlı kitabı mutlaka okunmalıdır.Kendisi de doğulu,Vanlı olan yazar bu kitabında "kürt" kelimesinden doğan birçok saçmalığa son vermiştir.

    arvasi, kürtlerin bir türk boyu olduğunu, batılıların ileri sürdükleri
    gibi ayrı bir kavim olmadıklarını belirtir. bunları ifade ederken de
    birçok batılı kaynağı delil olarak gösterir. ayrıca kürt kelimesinin
    ilk kez yenisey (elegeş mezar taşları) yazıtlarında geçtiğini ifade
    eder. bu kitabe şöyledir:

    “kürt el-kan alp urungu, altunlug keşigim bantım belde. elim tokuz
    kırk yaşım. (kürt ilhanı alp urunguyum. altunlu okluğumu bağladım
    belime. elim/ devletim otuz dokuz yaşımda öldüm.)

    kürtlerin kökeninin medler’e, guttiler’e, karduklar’,
    mervanoğulları’na vs. dayandırılamaya çalışıldığını halbuki bu
    milletlerin dillerinde “kürt” kelimesinin hiç geçmediğini, ayrıca kürt
    aşireti olarak ifade edilen zaza, kurmanç, lur ve kalhur ağızlarında
    da böyle bir kelimenin olmadığını ifade eden arvasi, “kürt”
    kelimesinin türk boyları arasında kullanımını da bize aktarır:

    kazakçada ….. kürt ….. kalın kar yığını
    ….. kürtlük….. yeni yağmış kar
    kazan tatarcasında….. kört….. kar yığını
    çuvaşçada….. kürt….. kar yığıntısı
    uygurcada ….. körtük….. kar yığını
    kırgızcada….. körtük….. kar yığını
    yakutlarda ….. kürtçük ….. kar yığını
    tarançilerde….. kürt….. yeni yağmış kar
    şor türkçesinde ….. kürt….. çığ

    arvasi, osmanlı döneminde “kürdistan” kelimesinin bilinçsizce
    kullanıldığını, o dönemde sınırları belli bir kürdistan olmadığını
    ifade eder. gerçi belli bir dönem sonra bu tabir özellikle kullanılır
    hale gelmiştir. ama kanaatimizce osmanlı döneminde kullanılan
    kürdistan kelimesinin kürt halkının yaşadığı bölge olarak kullanılması
    söz konusu değildir.

    yukarıdaki türk boylarında kürt sözcüğünün anlamlarına bakarsak bunu
    daha rahat anlarız. hepimizin bildiği gibi doğu ve güneydoğu
    anadolu’da kışlar uzun sürmekte, kar yağışı fazla olmaktadır.

    ben üniversiteyi van’da okudum, iyi bilirim. kasım ortalarında yağan
    kar, nisan sonuna kadar şehir merkezinden kalkmazdı. hatta van’ın
    bahçesaray ilçesi (eski adıyla müküs) on bir ay kış, bir ay yaz yaşar.
    hepimiz tv’lerde görmüşüzdür. aylarca yolu açılamaz. sürekli kar
    yağışı vardır. aylarca ulaşılamadığı için vanlılar bahçesaray ilçesine
    “müküs gezegeni” derler.

    eskilerden duymuşuzdur adam boyu karların yağdığını, bugün küresel
    ısınma nedeniyle eski kar yağışı yok belki, ama o zamanlar özellikle
    doğu ve güney doğuya iyi kar yağarmış. böyle bir kar yığını altında
    kalan bölgeye türk lehçelerindeki kürt kelimesinin anlamıyla kürdistan
    demek belki o dönemlerde doğru bir ifadeydi.

    arvasi, kürtçe diye bir dil olmadığını, bölgede konuşulan ağızların
    türkçe-farsça-arapça kırması garip bir ağız olduğunu ifade ederek
    önemli bir noktaya dikkat çeker:

    “herkesin rahatça müşahade edeceği üzere bugün doğu ve güneydoğu
    anadolu’muzda yaşayan halkımızın çoğunluğunun konuştuğu dil kesin
    olarak türkçedir. ancak, yol ve okul götüremediğimiz ve kültür
    merkezlerimizle irtibat sağlayamadığımız bazı vatan topraklarındaki
    vatandaşlarımız, bazen kurmançi, bazen zazaki, bazen gorani, bazen
    sorani, bazen lorani denen ve hepsine de ortak olarak kürtçe tabiri
    yakıştırılan ağızla konuşmaktadırlar. ancak hemen belirtelim ki bu
    ağızları konuşan gruplar birbirlerini anlamamaktadırlar. hepsinde
    ortak olan tek şey: “yek, dü, se, çar, pen煔 diye başlayan ve devam
    eden farsça sayı sistemidir. oysa etnolojik araştırmalar göstermiştir
    ki en ilkel dilin bile kendine mahsus bir sayı sistemi vardır. herkes
    rahatça müşahede etmektedir ki emperyalistlerin ve bölücülerin
    “kürtçe” diye tabir ettikleri ağzın böyle bir hususiyeti yoktur. bu
    durum bile zorlama bir dil ihdas etme gayretlerini ortaya koymaya
    yeter. bize göre kürtçe tabir edilen ağız, kültür temaslarımızın
    emperyalizme dönüşmesinin acı bir meyvesidir.”

    arvasi, kürtçe diye tabir edilen ağızdaki bazı kelimelerle bunların
    türkçe karşılığını vererek “kürtçe, hint avrupa dil grubundandır.”
    iddialarına da cevap verir. işte birkaç örnek:

    aşiret ağzı….. türkçe
    acar….. acar (yeni)
    baci….. bacı
    bibi….. bibi (hala)
    bizav….. buzağı
    bori….. boru
    çakuç….. çekiç
    dengiz….. deniz
    donguz….. domuz
    dışıman….. düşman
    eze….. teyze
    guleş….. güreş
    isot….. ıssı ot (biber)
    kantır….. katır
    kırtık….. kırıntı
    lepe….. lapa
    nene….. nene (nine)
    pembuk….. pamuk
    pıçuk….. küçük
    sobe….. soba
    vare….. var (gel)
    vardek….. ördek
    0 ...