1500 metre yarışını dopingle kazanmış atlet, pardon siyasetçi, pardon yazar.
"türkiye'de 1 milyon ermeni ve 30 bin kürt öldürüldü" demiş kendisi. Kameraları görünce bu cümleyi söyleyip koşarak uzaklaşmış değildir herhalde. Basının haber değeri olması için kırptığı bölüm bu. cümle "1 milyon ermeni savaş sırasında , 30 bin kürt kökenli pkk üyesi de çatışma sırasında öldü(rüldü) "şeklinde ağızdan çıkmış olsa doğru ama yersiz bir açıklama olur, kimsenin de kafasından dumanlar çıkmazdı. Buradan da anlıyoruz ki; Orhan Pamuk yazdığı gibi konuşamıyor ya da söylediklerinin nerelere varacağını bilmiyor. Açıklaması basında gerisi kırpılmış bir cümleye dönüşüyor, çoğu insan bunun arkasında ve önünde neler dediğini de bilmiyor, eline tutuşturulan bayrağı devretmek için koşuyor. Bu haliyle olay "vurun kahpeye !" havası yaratılıyor böylece tazesinden kazandığı nobel(Alfred Nobel gibi dinamiti bulan, atom bombalarının yolunu açan bir bilim adamının adıyla verilen bir ödül) de bomba etkisi yaratıyor. Çünkü fransa'daki ermenilerle ilgili yasa tasarısının meclisten geçmesiyle aynı zamana denk geliyor. Bizi aralarına almamak için her fırsatta bahane arayan, ipleri elinde tutmak isteyen yönetimler, çinlilerin ve rusların zamanında güzel kızlarını Osmanlı sultanlarıyla evlendirip yönetimde söz sahibi olmak, devleti içten çökertmek için yaptığı gibi, batı dediğimiz çağdaş medeniyetler birliği(!) vücudumuzda bir yara bulduğunda üzerine pisliyor ki yara azsın. Şimdiki yaramız da başlığın sahibidir.
gazetelerin köşe yazarlarına ya da edebiyat çevresine baktığımız zaman olumlu bir hava esiyor Orhan Pamuk'un bu ödülü almasıyla ilgili. Çünkü onlar sonrasını görmeyi başarıyorlar. Şu an ödülün tamamen siyasi gerekçelerle verildiği şüphesi belki de gerçeği, bir süre sonra edebiyatın kazanmasına neden olacak. Çünkü Dünya'da sadece etiketine bakıp t-shirt alan o kadar kişi var ki; bu kişiler kendi ülkelerinde Orhan Pamuk'un kitaplarının arkasını okurlarken sadece Nobel ödüllü ve Türk olduğunu görecekler ve bu belki de Türk edebiyat'nın diğer yazarları hakkında merak uyandıracak ve böylece bandrollü kitap alan kişi sayısı hiç değilse yurt dışında artacak. Yurt içindeyse " ulan adam bütün türklere bok attı, ondan verdiler ödülü" diyenlerin içinden geçen " Acaba gerçekten iyi bir yazar mıydı da verdiler!?" şüphesi yazarın diğer kitaplarını okumaya da neden olacak. Uzun lafın kısası, başarıya giden her yol mubahtır düşüncesi içindeler.