hz.muhammed ve hz. ömer islamına kuvvetli bir şekilde iman etmiş bir müslüman olarak ülkücülük ve liberallik gibi çarpık birbiriyle ilgisi olmayan aşamalardan geçtikten sonra yavaş yavaş beni içine çektiğini düşündüğüm ideoloji. iktidar ve ideloji okumalarını yoğun bir şekilde yaptıktan sonra ideolojinin bir yanlış bilinç ve yanılsama olduğunu ileri süren marx , ve marx'ın teorilerini daha derli toplu hale getiren althusserin "devletin ideolojik aygıtları" kuramı , ideoloji ve iktidarın heryere işlemiş olduğunu söyleyen "foucault" ve ideolojik çarpıtmaları insanın gözünün içine sokan zizek , hegemonya kavramını marx okumaları için kuramsallaştıran gramsci, islama sosyalist bakış açısının çok da uzak olmayacağını bişze ıspatlayan ali şeriati ve cemil meriç beni kuvvetli bir şekilde saflarına doğru çekmekte. bir türlü müslüman bir düşünür olan ve "adelet" kavramı konusundaki hassasiyetiyle bilinen mustafa kutlu'nun şu sözünü aklımdan çıkartamıyorum;" bende adelet fikri o kadar kuyvvetliydi ki az kalsın sosyalizme kaptıracaktım kendimi".