mumsöndü

entry355 galeri video1
    94.
  1. öncelikle şunu açık seçik ifade etmek gerekir ki; sözde “mum söndü” çirkinliği, alevilere isnad edilen mesnetsiz bir iftiradır. alevi müslümanları ve alevilik kavramını kıymetten düşürmek ve birbirimize düşman gibi göstermek isteyen bazı dış güçlerin ve bunların içerideki yandaşlarının çirkin planlarıdır. ve asıl amaçları, ne yazık ki;cahil sünni müslümanları böyle bir iftira ile oyuna getirip, biz alevi canlarına karşı kandırma çabalarından ibarettir. mesele esasen, alevi & sünni müslümanlarının aralarına fitne sokup, birbirine düşman gibi göstermek ve kardeşi kardeşe kırdırma planlarından başka birşey değildir. halbuki olayın aslı astarı şudur;
    toplumun her alanınında fitne çıkarmak isteyen kafir ve münafıkların bir çoğu alevi & bektaşi müslümanlarının aralarına sızmayı başarmışlar ve böylece çok rahat hareket edebildikleri bu zümrenin içinde gizli olarak faaliyetlerini sürdürmüşlerdir. bunu yaparken de, bir tasavvuf, sevgi, insanlık yolu(tarikatı) olan alevi & bektaşi inancını da farklı anlayış ve yorumlarla anlatmışlar, özünden ve hakikatından uzaklaştırmışlardır. son zamanlarda yeni yeni ortaya çıkmaya başlayan “ali-siz alevilik” yine bunların başlarının altından çıkmıştır. provokatif olaylarla sürekli gündemde tutulan alevi-sünni gerilimi de bu islam düşmanlarının kullandığı malzemelerden biridir. insan ve dost canlısı, kalender bir islam yolu olan türk aleviliğini toplumun diğer kesimlerine karşı geren bu zalimler, türkiye’deki mezhep kaynakli cepheleşmeyi sürekli körüklemişler ve kiskirtmislardir. bu kısa ön bilgiyi verdikten sonra, meselenin izahına geçiyoruz;
    cumhuriyet kurulduğu ilk dönemlerde devrim kanunlarının yürürlüğe girdiği, ve özel bir kanunla türkiyedeki bütün tekke ve zaviyeler kapatılmış olduğu herkesin malumudur. bu kapatılma içerisinde, alevi ve bektaşilere ait tekke ve dergahlar, yani bugünkü anlamı ile cem evleri de ortadan kaldırılmıştır. bu dönem içerisinde bilindiği gibi alevi dedeleri katledilerek veya sürgün edilerek, alevi kitapları yakılarak, dergahlar kapatılarak dini bir amaç için toplanmalar ve cem ayinlerinin(zikirlerinin) yapılması engellenmekte ve yapılamamaktaydı,çünkü yasaktı. bunun üzerine alevi müslümanlar da geceleri evlerde toplanıp, cem zikirlerini kimseden habersiz yapmaktaydılar. tabii yasak olması hasebi ile çok ciddi bir tarassut ve devlet baskısı vardı. her hangi bir evde bir cem ayini yapıldığı tespit edilse, hemen karakola götürülüp ya dayak atılır, ya da mahkemeye sevkedilirlerdi. bu yüzden, evlerde toplanıldığında dışardan belli olmasın diye perdeler çekilir ve çıralar(eskiden elle taşınan lamba) yakılırdı.
    gelelim karalama olayına; yukarıda da bahsedildiği gibi, alevi köylerinde cem zikir ayinleri sorun olmadan yapılmaktaydı. ancak merkezlerde, özellikle alevi&sünni müslümanların iç içe yaşadıkları bölgelerde, birbirlerine karşı kışkırtılmaya, dolayısı ile bu iftira ve karalamalara çok elverişli bir ortam bulunmaktaydı. ve maalesef, islam karşıtları, yıllarca beraber yaşamış bu islam meşreplerini birbirine düşürüp, her iki tarafıda biri birine karşı kışkırtıp, siyasi ranttan tutun, menfi çok farklı amaç ve bölücü fikirlerle, toplum üzerinden rant elde etme ve kötü ahlakı yayma amaçlı, bu milletin değerlerine saldırmışlardır.
    alevilik islamın mümtaz bir yoludur. dedelerin bir çoğu evlad-i resuldür, yani “seyyid”tirler.. dedelerin ve seyyidlerin soyları osmanli imparatorlugu devrinde, hatta cumhuriyete yakın zamana kadar resmi kayitlarda tutulmakta ve bilinmekte idi. ancak son 100 yıldır islam düşmanlarının bu kesime yönelmesinden sonra bu silsilede de karışıklılar olmuştur. devrim kanunları ile bu resmi uygulama da kaldirilmis, dedeler ve seyyidler gelenegine de ciddi bir darbe vurulmustur. o günden bu güne, pek çok ve çeşitli alevi ve bektaşi dernekleri, vakıfları kurulmuş; ve bir çoğunun başına, ne yazıkki bu ayrımcı zihniyetteki insanlar getirilmiştir. aleviler inançları ve değerleri ile oynanarak, istismara açık hale getirilmişlerdir. netice olarakta ortaya bir çok alevilik anlayışı çıkmıştır.
    çoğu yahudi asıllı bu dış güçler ve içimizde yetiştirdikleri müslüman görünümlü münafıklar, alevilerin içine 19.-20. yüzyıldan itibaren sızmış, alevilerin güvenini kazanarak temel öğretilerini değiştirmiş, alevilik tarihi kitapları yazarak aleviliği asil kaynagindan saptırmaya calisarak, alevi gençlerin pek çoğunu kültürel ve dini değerlerinden kopararak, sonuçta da ne yazıkki bir çoğunu fanatik siyasetçi veya ateist haline getirmeyi başarmışlardır.
    allah’a ve peygamberine (a.s.m) ve o’nun ehl-i beytine (r.a. ecmain) inanan, müslüman alevilerin böyle çirkin şeylerle hiç ilgisi ve alakası yoktur. böyle çirkin bir iftirayı alevi müslümanlara yakıştırmak bırakın yalnız alevi canlarına, insanlığa karşı bir ayıp olmakla birlikte, islama ve onun nurlu peygamberi hz. muhammed (a.s.m)’e karşı en adi bir hakarettir !
    sünni müslüman kardeşlerimizin doğru aleviliği öğrenmeleri , bilinçli olmaları bu fitnenin önüne geçecek önemli bir etkendir. ve alevi canlarımızın; inançlarını tahrip ederek kendilerini toplumun diğer kesimleriyle kavgalı hale getiren yabancı ve yerli münafik unsurlarla mücadele etmeleri, istismar edilmekten kurtulmaları, her türlü siyasi ve çıkarcı grupların oyunlarına gelmeden, siyasetten uzak bir din öğretisi olan gerçek aleviliğe yönelmeleri bu bakımdan çok ehemmiyetlidir. bunun en doğru yolu ise, hakiki aleviliği, bu yolun kurucusu şeyh ve pir’lerin kitaplarından öğrenmektir. bizim sitemizdeki yazılar hep bu minval üzeredir, allah şaşırtmasın, amin.
    yine alevi canlarımızın sünnilerle veya diğer islam yollarıyla uğraşmak yerine aleviliğin güzelliğini yaşamaları ve temsil etmeleri bütün sorunların önüne geçen en büyük silahtır. aynı şekilde sünni kardeşlerimizde alevilerle uğraşmak yerine kendi mesleklerini yaşamak ve temsil etmek için çalışmalıdır.
    sorularla alevilik ekibi olarak, alevi ve sünni tüm müslümanları, bu gereksiz ve faydasız ve manasız önyargılardan vazgeçmeye, allah’a, peygamber’ine ve o’nun ehl-i beytine inanan ve dinin esasatında ittifak eden müslümanların teferruattaki farklılıkları bir birlerine hoş görmelerine ve müslüman ve allah’a kul olduğumuzu hatırlamaya davet ediyoruz.
    bu güne kadar müslümanların arasına fitne sokanların sebeb olduğu düşmanlığın, – ki kardeşi kardeşe düşürmekten başka birşey değildir- ne dünyamıza ne de ahiretimize hiç bir faydası olmadığını gördük. cehaletimizden istifade eden bu zalimlerin oyuncağı olduğumuz artık yeter alevi ve sünni her iki müslüman tarafta artık daha fazla zarar görmeden ve bütün kalbimizle “gelin canlar bir olalım” diyorum.
    0 ...