neden bu denli az kullanıldığını anlamadığım klavye.
hoş şaşacak bir şey yok, bakkal adları bile ingilizce.
kendisi ile şöyle bir anım vardır ki, dayanamayacağım şimcik paylaşacağım.
gazetenin birinde staj yaptım ben.
gittim o ilk günün uğursuzluğu ve mutsuzluğu ile oturdum bi sandalyeye ki sandalye monitörün karşısında. dediler takıl ilk gün böyledir. takılowski dediler resmen. iyi dedim napalım, idealler bekler bi gün daha.
açtım bilgisayarı (ki şimdi bilgisayar derken yabancılaştım sözcüğe ne bilgisi allah aşkına canım) habala habala çıktı ekran karşıma berbat bi masaüstü fotoğrafı. dedim önce bunu değiştir sonra msn diyarlarına göçersin. neyse o iş bitti msn'i açıcam da nikimi yazıverecem. ne mümkün. onların dilinde namümkünowska.
n ile başlayan nick ağladı içinden benim gibi.
yok amınakeyim. n yok. birden dedim medya dedikleri böyle bir şey heralde. n bile araştırmaya dayalı. alt tarafı bir harf değil n. (araştırma ve medya tabi manidar iki başlık değil artık)
sonra buldum ona sarıldım sarmaladım onu. seninle başlayan bi hayvan adı yok da bu ne gizem dedim. şımardı.
ama aynı şey ikinci harf olan e için de geçerliydi. sonrası için de. saflık yapıp mail adresimi vermeyeyim ama u harfini epey bi aradım.
sonra dedim ki bu klavye daha öncekilerine benzemiyor. dedim bu farklı.
bu denli kapitalizme boyun eğmiş bir sektörde bir ulusal kahramandı benim için f klavye. hala da öyle.
ne kadar kolaydı her şey. en sevdiğim harfler tam ortadan parmaklarımın ucundan sarkıyordu artık. iki üç günde alıştık birbirimize.
aldatıyorum bazen mecburen ama senin yerin başka f klavyem.