öncelikle arda turan babamın oğlu değildir, kendisinden bir çıkarım yoktur. taraftarı olduğum takımın futbolcusu bile değildir, rakiptir.
yılardan 2003, arkadaşım diyor ki gel paf maçına gidelim bizim arkadaşlar da var. gidiyoruz bir çocuk var estiriyor sahada kim diyorum arda diyorlar. unutma bu ismi diyorum arkadaşıma. aradan zaman geçiyor bakıyorum bir çocuk var vestel manisaspor'a gidiyor. holosko'yla birlikte coşturuyorlar manisa'yı sonra aynı çocuk bayrampaşa'nın sokaklarından çıkan genç arda büyüyor, kendini geliştiriyor ve 2010 yılının avrupa yıldız adaylarından biri oluyor.
arda iyi çocuktur, güzel insandır. her şeyden önce arda amatördür ve asıl önemli olan budur. gönül verdiğimiz renkler farklıdır ama hem fenerbahçe'li hemde galatasaray'lı pek çok dostum vardır. takımlarına yürekten bağlıdırlar, aşık oldukları renklerle yatıp kalkarlar ve ben onlara her zaman saygı duyarım. aşığın halinden aşık anlarmış derler. taraftarın halinden de bir tek taraftar anlar.
arda turan, küçükken taraftarı takımın formasını giymek için göz yaşı döken, abilerini saha kenarında seyreden ve içinde futbol aşkıyla büyüyen bir çocuktur. neşelidir, içi coşku doludur. en önemlisi o bir taraftır. ve sırf taraf olduğu için kendisinden nefret edilmesine lüzum olmayan bir insandır.
insanların şımarıklık olarak nitelendirdiği hareketleri aslında onun rahatlığından ve samimiyetinden kaynaklandığını anlamak için 24 saat arda'nın yanında olmaya gerek yoktur. "sahaya çıktığım vakit, ayağıma top değdiği vakit ve o seyircinin benim adımı andığı vakit her zaman geçmişe dönerim, kaldırımlar arasında top oynadığım zamanlar kurduğum hayallerin gerçekleştiğini hissederim ve allah'a şükrederim" diyen biridir arda.
bulunduğu yere tırnaklarıyla kazıyarak gelmiş ve hakkında yapılan bu kadar eleştiriyi haketmeyen bir oyuncudur. seversiniz, sevmezsiniz, gıcık oluyorum ben de diyebilirsiniz ama bu adam yeteneksiz diyemezsiniz. çünkü bu adam gerçekten çok yeteneklidir. yeteneksiz olduğunu iddia etmek, doğru bildiğimiz futbola karşı yapılacak büyük bir ihanettir.
çok hata yapmıştır. ama herkes gençliğinde hata yapmıştır. önemli olan hatalardan ders çıkarmaktır. onları geçmişin tozlu raflarına saklamak ve üzerini titizlikle örtmek değildir.
sahip olduğu değerlere yüreğinden bağlı adamlar her zaman benim gözümde değer ölçütü olmuştur. bugün biz beşiktaş taraftarı olarak pascal nouma diyorsak birşeyler hissettiğimiz için diyoruz. bugün fenerbahçe taraftarı hala tuncay diyorsa bir şeyler hissettiği için diyordur. ve bugün galatasaray taraftarı arda diyorsa onu sahadaki kendileri gibi gördükleri için diyorlar.
nihayetinde kırmızı-beyazın, ay yıldızın altında hepimiz biriz, hepimiz tekiz. bu ülkenin evlatları olarak yeşil sahalarda esecek olanlar ise bu çocuklar. onların golleri, onların çabasıyla başımız dik yürüyecek olansa bizler.
herşeyin başında gelen saygı tek çözümdür aslında. sevene saygı duymak kadar, sevgiye de saygı duymak ve yiğidi öldürmek ama hakkını asla yememek.
yiğit arda,
önündeki uzun maratonda, doğru seçimlerin peşinde olman ve seni 3d teknolojisiyle gözlerimize bayram yaptıracak olan avrupa liglerinde göğsümüz kabara kabara izlemek dileğiyle,
spekülasyonlar unutulur ama gerçek yetenek asla unutulmaz.