31.
-
yepyeni değil, yepisyeni demektir.
misket, bilye değil, cilli demektir.
çay koymak değil, çay dökmek demektir.
kışları uludağ´a, yazları mudanya veya kumla´ya gitmektir.
sabahları her yeri siyah mat girintili çıkıntılı bir kaplama ile kaplanmış araçları görmektir.**
gemlik´e doğru denizi görmektir.
sokaklarda, caddelerde buz gibi suları olan çeşmelerden su içmektir.
heykel´e çıkmaktır.
"heykel´deki heykelin hangi ayağı havada"diye sormaktır.
akmerkez dendiğinde asmerkez´in çağrışmasıdır.
bukart sahibi olmaktır.
tekstil ve otomotiv cennetinde yaşamaktır.
özdilek´te su böreği yemektir.
kültürpark´a gitmektir.
başka şehirlere giderken kestane şekeri götürmektir.
kozahan, pirinç han, yeşil, hünkar, tophane´de çay ve nargile içmektir.
trafik sıkışmaya başladığında bursa´ya yaklaştığını anlamaktır.
sütaş´ın günlük sütlerinden içmektir.
*gerçek iskender kebap yemektir.
hayatında en az bir kez bursa´nın ufak tefek taşları eşliğinde folklör oynamış olmaktır.
kaliteli bıçakların nerede bulunduğu bilmektir.
bur-sa-lı-sın diyenleri umursamamaktır.
çok modern, çok büyük, çok gelişmiş olmasa da bursa´nın büyülü bir şehir olduğunu bilip vazgeçememektir.
uludağ yolunda içmektir.
arap şükrü´de rakı balıktır.
teleferikten korkmamaktır.
teksas deyince amerika´yı değil bursaspor´u hatırlamaktır.
bursalı olmakla gurur duymaktır.