iletisiz yaşamak istediğimi söyledim arkadaşıma. artık yazma dedim böyle "oo yeaah!" li msn iletileri. sınava çalışıyorsun sınavvvv yazıyorsun. okul başlıyor. okul başladı yazıyorsun. duşa giriyorsun duşşşşş yazıyorsun. amacın ne dedim. okulun başladığını hepimiz biliyoruz dostum. duşa giriyorsan da seni çıplak düşünmek istemeyiz, kardeşimizsin. gel yapma etme. bırak şunları dedim. dinlemedi.
msn deki herkese baktım sırayla. üç çeşit insan buldum orada. biri anını paylaşan pek bir samimi, gizlisi saklısı olmadığını vurgulayan insan. biri pek bir gizemli, şarkı sözleri, atasözleri ile iletisini süsleyen. biri de sırf geyiğine komik şeyler yazdığını sanan. yok ben üçünü de sevmiyorum.
bir gün denedim birini. mini bir araştırma yaptım diyelim. hep şarkı sözü yazıyordu. "lan bir gün de anlıkçılar gibi naptığını yaz." dedim. "yok!" dedi "sadece şarkı sözü yazarım ben." bir de prensip edinmiş bunlar. herkesin ileti prensibi var.
4. grup da alanı boş bırakanlar. evet onlar da prensip sahibi. arada önemli duyuruları yazarlar belki.
ama oraya bir boşluk bıraktıklarına göre vardır bir bildikleri diyorsunuz içten içe. "tabii yazacağız hakkımız!" diyorsunuz. hak veriyorum. vardır herhalde bir bildikleri.
duygularını benimle paylaşmak istiyorsan gel otur konuşalım arkadaşım. msn den üzgün:( yazma güzel kardeşim. ben sallamam onu. okumam o iletini. pencereni açıp "üzgün müsün?" diye sormam. ohhh yazdığında ben neden ohhh çektiğini bilmem. kendini eğliyor derim. hayır kınamıyorum. eğleniyorum aslında. kendimi eğliyorum.