kıskanmak

entry499 galeri video1
    108.
  1. demirkubuz'un gövde gösterisi.
    --- spoiler ---
    “sen ihtiyarsın ben çirkinim neden çekinip korkacağız?” gece dışarı çıkma konusunda endişelerini dile getiren kalfa’ya seniha’nın verdiği cevap. cumhuriyet balosunda mükerrem yakışıklı genç tarafından dansa kaldırıldıktan sonra hemen arka masadaki yaşlı kadının yalnız kalan seniha’ya şöyle bir bakışı.
    --- spoiler ---

    eski filmlerinden çoktan alıştığımız uzun uzadıya diyaloglar vardı hatta çoktu ve dilden dolayı takibi her zamankinden daha zordu ama yönetmen az söyletip az göstererek de ne kadar çok şey anlattı bu sefer kıskanmak’ta.
    kafkaesk bir türkiye. aşk ve cinayet flashback. kamera kimin elinde diye sormama sebep bir pan, bir zoom, bir şaryo.
    mükerrem ve seniha, yani güzel ve çirkin, evli ve bekâr,neşe ve keder, kabul ve red. halit ise kötü değil kafkaeskdir. mükerrem ve seniha’nın dialect inde değildir. (deleuze, nietzsche' nin insanları arasında diyalektik olmayan ilişkiye dikkat çeker.)

    --- spoiler ---
    gelelim eylemlere. mükerrem’in eylemini egemen -kokuşmuş- olmayan ahlak anlayışına göre değerlendirmeliyiz. hani şu yüksek ve tehlikeli olan. nüzhet’le aşk yaşamak herkesten çok onun hakkıdır. eylemi kötülük değildir. cinayet gecesi -sonradan kötüye dönüşecek kavramlar olan- bayağı kaba ve alçak olmayı reddettiği için ölmediğini unutmayalım.
    seniha önce işe karışmayacağını söyler ama sözünde durmaz ve mükerrem’i ispiyonlar. cinayetin ardından ağabeyi halit’e iftira atar ve cezanın azalmasını engeller.eylemi kötülüktür. yaptığı kötülüğün hazzıyla (başkasına acı vermenin insanı mutlu ettiğini nietzsche vurgular) mükerrem'in sorusunu yanıtsız bırakmaz: "sen bana ne yapabilirsin ki?"
    --- spoiler ---

    “romanda her şey, nedenleriyle anlatılmıştı. nedenler olmadan da insan bir şeyler yapabilir.” diyor demirkubuz ama filmde meursault’nun işlediği cinayete benzer türden bir nedensizlik yoktu. seniha anlaşılır görünen bir sebepten, kapıldığı bir duygunun etkisiyle davranıyor.

    seniha suç ve ceza okuyor. yaptığım internet araştırmasında suç ve ceza’nın türkiye’de ilk olarak 1948 yılında basıldığını buldum. bu bilgi elbette yanlış olabilir, ayrıca doğru olsa bile bence film için bir sorun değil. bu durum mükerrem’in mesela kot giymesi gibi bir şey değil çünkü. daha çok tarantino’nun hitleri patlatarak öldürmesi gibi bir şey. tıpkı atatürk’ün, saatinin koruduğu kurşunla ölebileceği gibi; bir kitaptı, o yıllarda çevrilmiş olabilirdi. demirkubuz’un seniha’ya suç ve ceza’yı okutmasına takıldım yine de. “insan varoluşunu ele alırken nedensizliklerin de nedenler kadar önemli olduğunu düşünen biriyim. ben daha nietzschevari düşünüyorum.” diyen zeki bey’e ne gereği vardı bu sahnenin diye sormayacağım ama nietzsche’nin şu yazdıkları geldi aklıma: “sanatçılar her zaman bir ahlakın, bir felsefenin, bir dinin uşaklarıdırlar. en azından hep bir korunmaya, destekçiye, yerleşik bir otoriteye ihtiyaçları olmuştur.”
    zeki demirkubuz filmin dvd (ve avrupa) kopyalarından mevzu bahis sahneyi çıkarırsa arşivimdeki kıskanmak daha iyi bir film olacak.
    0 ...