anlatılan odur ki kadim zamanlarda fars illerinde bir hükümdar yaşamış..bu hükümdarın dünyalar güzeli bir karısı varmış...hükümdar karısının üzerine gül koklamaz,yeri gelir mihrabım diyerek yüz sürermiş...fakat günlerden bir gün lineer bir doğru kıvamındaki hayatı birden bire altüst olmuş...ulu hükümdar karısını,insandan bozma hayvani bir zenci köleyle anadan üryan sevişirken bulmuş...bunun üzerine hayatın ne kadar anlamsız olduğu farketmiş,derhal karısını ve köleyi orda öldürmüş...devamında konunun muhatabı ulu hükümdar da anti-feminist ideolojiler türemeye başlamış,hükümdar vezirine kesin emir vermiş,vezir kendisine her gece bakire bir kız getirecekmiş,hükümdarımız da taze damcığa yumulacakmış....günler geçmeye başlamış,hükümdar her gece bakire bir kızla yatıyormuş fakat ertesi gün o kızı idam ettiriyomuş....hatırlarsanız kendisi boynuzlanmıştı,intikam alıyor fikrince....neyse günler böyle geçmeye devam etmiş artık ülkede inanılmaz bir tedirginlik oluşmaya başlamış insanlar evlerini barklarını bırakıp ülkeyi terketmeye başlamışlar...tabi padişahın bu durumdan haberi bile yokmuş...ve gün gelmiş padişahım veziri tüm ülkeyi aramasına rağmen bakire bir kız bulamamış,yazık adama ülkenin jinekolojiden sorumlu memuru gibi çalışıyormuş zaten bi de bunların üstüne padişahın karşısına maruzatla çıkma durumu ortaya çıkınca dertlere düşmüş adam....vezir bakire kızı nereden bulunacağını düşünürken,vezirin bakire olan kızları şehrazad ve dünyazad babalarının bu hallerini görmüşler ve yanına gelmişler...babaları durumu kızlarına anlatmış,durumun farkında olan kızlardan şehrazad ki abladır bu,babasına kendisini hükümdarla evlendirmesini istediğini söylemiş....vezir ne kadar yalvarıp yakardıysa da şehrazad isteğinden vazgeçmemiş,ülkenin kadınlarını kurtarmayı kendine görev bilmiş ya herro ya merro anlayışıyla kendini ateşlere atmıştır....ve vezir gözlerinde kocaman yaşlarla bakire kızlarından büyük olanını hükümdara sunmuş....ve gece olmuş...hükümdar şehrazadla işini bitirmiş,çarşafı kana bulamış tam bu sırada şehrazad ın küçük kardeşi dünyazad içeri girmiş ve yatağın başucuna çökerek ablacığım bize o güzel masallarından birisini anlatır mısın demiş...şehrazad, padişahımızın buyruğu olursa neden olmasın diye karşılık vermiş...tabi ki bu durum abla kardeşin önceden hazırladığı bir senaryodan başka birşey değilmiş...neyse hükümdar şehrazadın performansından memnun kalmış ki şehrazadın o masalı anlatmasına izin vermiş....ve ilk gece şehrazad masalı anlatmaya başlamış....şehrazad bülbül gibi şakımış ve hükümdarı kendisine hayran bırakmış....ve gece ilerlemiş sabahın ilk ışıkları ufukta gözükmeye başlamış bunu gören şehrazad birdenbire durmuş...neden durduğunu soran hükümdara,masallar gündüz anlatılamaz hükümdarım demiş,eğer arzu buyurursanız yarın gece kaldığım yerden devam etmek isterim demiş....şehrazadın masalına yani büyüsüne kendini kaptırmış padişah da buna hayır diyememiş tabi ve ertesi gece devam etmiş şehrazad kaldığı yerden...ve sabah gün ışıyınca yine birdenbire durmuş ve sonraki gün için icazet istemiş....bu süreç 1001 gece sürmüşş....sehrazad anlatmış hükümdar dinlemiş,sehrazad bıkmamış hükümdar yeter dememiş....peki binbir gece sonunda ne mi olmuş?bunu söylemek bana düşmez,okuyun ve görün....haa bu arada bu kitabın tamamını okuyan okur ölecektir diye de bir efsane vardır aman dikkat...o efsaneyi de başka zaman anlatırım....