ilk görüşte aşk

entry490 galeri video1
    114.
  1. sıcak bir temmuz günüydü. taksim istikametine gitmek için otobüse binmiştim... çok sıradan bir giriş oldu farkındayım. ama hikayem giriş kadar sıradan değil. keşke yaşadığım aşk da sıradan olabilse, keşke sıradan biri olabilsem... allah'ım neden ben? neyse, devam ediyorum...

    basın sitesinden otobüse binip en arka köşeye oturmuştum. elimde uykusuzdergisi vardı. ben tembelçizer memo'yu okuyup kıkırdıyordum. hayretle ve hayranlıkla aklımdan "memo, bu hafta neler yapmışsın" diye geçiriyordum ki o sırada önce ince zarif bir gölge dikkatimi çekti. ben aldırmadan dergiyi okuyup kıkırdamaya devam ettim. bir yandan da yanımdaki boş koltuğun dolacağı ve rahatımın biraz bozulacağı düşüncesi canımı sıkmıştı. gölge gittikçe yaklaşıyordu. tam yanıma oturacakken otobüs hareket etti. gölge dengesini kaybetti ve dergimin üzerine doğru düşer gibi oldu. eliyle dergimden destek alarak doğruldu. bir anlık sinirle "napiyosun lan!" diyecektim ama utangaç bakışlar atan bir çift okyanus mavisi gözle karşılaştım. sanki cennetten gelen bir ses "özür dilerim." dedi.

    ben görüntüye kilitlendiğim için 10 saniye kadar bir şey söyleyemedim. sanki hd yayında sony markalı plazma televizyonda adriana lima'ya bakıyormuş gibi aptal bir ifadeyle bakakaldım. uydu yayını değil de gerçek olduğunu fark ettiğimde "önemli değil" diyebildim. masumane bir şekilde tebessüm etti. daha sonra dikkatini çekmiş olacak ki o da dergiye baktı ve "uykusuz mu o? ben de çok severim" dedi. ben konuşmaya çalıştım ama rüyada bir şeyden kaçarken kendinle cebelleşip kitlenip konuşamaz ve hareket edemezsin ya, işte o vaziyetteydim. çünkü bildiğin memo tembelçizer okuyordum ve hurinin insan versiyonu bunu görmüştü. kıpkırmızı kesildim. utandım bozardım. 10 dakka sonra rengim düzelince "istersen okuyabilirsin" dedim.
    burda paylaşımcı karakterimi ortaya çıkaracaktım. lakin tenezzül etmedi. "ben okudum evde ilk sayısından elindekine kadar hepsi var" dedi. ayıptır söylemesi şey gibi kaldım. mükemmel bir kızla tanıştığımı düşündüm. hem güzel hem de mizahla içli dışlı... çok mutluydum trafiğin sıkışmasını ilk kez istedim. lakin kalleş istanbul trafiği beni arkamdan vurdu. otobüs yolda yağ gibi kayıyordu yemin ediyorum.

    neyse öyle böyle taksim'e geldik. otobüsten inince "iyi günler" diyebildim. o da nezaketen gülümsedi. zaten o da konuşsa yol verirdim. kız dediğin istanbul gibi olmalı lafını boşa söylememişler. ben bunları düşünüp meydanda arkadaşları beklerken o inönü stadı'nın oraya doğru gitti. peşinden gitmek istedim, en azından gizlice nereye gittiğini görebilmek. ama yakalanmaktan korktum, onu takip edip de sapık damgası yemek istemedim. sonrasında pişman olacağımı bilseydim takip etmez miydim?

    4 gündür 97t hattında gidip geliyorum, belki rastlarım diye. şu 4 gün boyunca otobüste bir kez bile denk gelemedim. ama umutluyum, her yolu deneyeceğim.

    şeklinde adamı otobüslerde süründürecek seviyeye getirebilen şeydir.
    0 ...