sol framede son zamanlarda sıkça görüyordum inci sözlüğü.
ama nedense hiç tıklama ihtiyacı hissetmemiş, hiç merak etmemiştim neler yazılıp çizildiğini.
belirli aralıklarla güncellenen herhangi birşey gibi, sol framede yerini almaya devam ediyordu.
dün akşam yazarların neden bu kadar bu sözlüğe takılıp kaldığını anlamak içini sol framedeki başlığına değil direk inci sözlüğe girdim.
soluma doğru şöyle bir göz attım. aman allah'ım ne göreyim !
gözlerimi ovuşturup, gördüğüm manzarayı yorgunluğuma bağladım.
derken bir kere baktım sol frameye şöylesine. başlıklar bile inci sözlüğün niçin bu kadar gündemde olduğunu ortaya koyuyordu keza.
dikkatimi çeken bir başlığı size aynen aktarıyorum : başlık altında sikişiyoruz ?!! huh.
evet evet, gerçekten de böyle yazıyordu. önce ağız dolusu güldüm, güldüm güldüm... gül gül öldüm. sonra şaşkın bakışlarla ve gördüklerim karşısında aptal ama komik, şaşkın ama tuhaf bir ruh haline büründüm. ellerimle kocaman açtığım ağzımı kapatıp gördüklerimin gerçek olaibleceğine ihtimal vermek istemiyordum, mutfağa doğru koşup bir bardak su içtim. yavaş adımlarla odama doğru ilerledim. gözlerim kapalıydı, sandalyeme oturdum... ama benim sandalyem yoktu... umm.. baştan alıyorum. gözlerim kapalıydı, koltuğumun yumuşacık minderine derin bir nefes alarak kendimi bıraktım. gözlerim halen kapalıydı... hayır hayır gördüklerim gerçek olamazdı... yalann yalann söylüyorduuu... nayırr nayırr bu acıya katlanamamm nekremm.. ayy pardon. öhömm. tüm bu düşünceler içinde gidip gelirken kalp atışımın hızlandığını hissettim...
gözlerimi açtığımda acı gerçekle bir kere daha karşı karşıya idim. mp3'e şarkı atacam güzel bişeyler yazın lan başlığı beni benden almıştı. dayanamadım yine güldüm. hani gülmemek için direnirsiniz, gülmemeniz gerekiyordur. ağzınızı sıkıca kapatırsınız ama daha fazla dayanamayıp küçük diliniz görünecek şekilde kahkaha atmaya başlarsınız, öyle birşeydi benimki de... korkuçtu..