"çok yararlı bir eğitim oldu hocu, bundan sonra farklı bir adamım, gör bak" dedim yanımdaki arkadaşıma, şirketin insan kaynakları tarafından gönderildiğimiz iki günlük eğitimden çıkıyorduk. konu "bireylerarası iletişim yönetimi"'ydi. başta "ne diyor bu prezentıbıl tıfıl hocu!" şeklinde şüpheyle yaklaştığım eğitimci, netbook ve i-phone'unu masaya bıraktıktan sonra münazara yeteneklerini kullanarak hepimizi etkilemiş, saygımızı kazanmıştı. bugüne kadar her şeyi yanlış yaptığımı hissediyordum artık, bundan sonra bireylerarası ileteşebilecek, anlayışlı süpersonik biri olacaktım.
eve gittiğimde, ahugözlüm oturmuş beni bekliyordu; "nerede kaldın eksper, bekliyorum kaç saattir, insan bir haber verir" diye seri halde sıvadı, ahanda iletişim problemi diye düşündüm, derhal çözmeliydim, yeni öğrendiklerimi ahugözlüme gösterip, onun gözünde karizmatik bir kişiliğe dönüşmeliydim, "canım" dedim, "kusura bakma, eğitim uzun sürdü biraz", "ama olmaz ki böyle, bari bir haber ver, bari bir haber ver" diye tersledi beni. önce hatamı kabul edip sonrasında açıklama yapmam gerekiyordu, eğitimci böyle demişti, "dediğim gibi kusura bakma, ben hatalıyım aşkım, lakin sen de neden böyle bir hata yaptığımı duymak istemez misin, belki de bana fazla yükleniyorsundur." dedim. suratıma sanki kafam yokmuş da arkamdan duvar gözüküyormuşcasına boş boş baktı, cevap vermedi ve mutfağa geçti.
odama gittim, içim içime sığmıyordu, iletişecek birey bulup, öğrendiklerimi uygulayasım vardı, ve o birey ahugözlümdü. mutfağa yanına gittim. "bitanem istersen geç kalmam hakkında konuşalım" dedim, iletişim kapılarını sonuna kadar açıyordum, eğitimci görse bu tavımı gurur duyardı benimle, "off eksper sen halen orada mısın" dedi, burnumdan öpüp iki tabak verdi elime. yanlış olan bir şey vardı, en minik bir problem bile ileride büyüyeceği için, konuyu kapamamamız gerekiyordu, bunu tartışarak çözümlemeliydik. yoksa allah korusun ikinci dünya savaşı çıkabilirdi, zira ikinci dünya savaşı birincisinde almanyanın anlaşma masasından çok ağır şartları kabul etmek zorunda bırakılarak kalkması sebebiyle çıkmıştı. birincide konuyu kapamışlardı, ama karşı taraf tatmin olmadan kapanan konu, hitler'i doğurmuştu, ve ben ahugözlümün hitler olmasını istemiyordum.
tabakları masaya bırakıp geri geldim, "canım neden geç kaldığımı, neden haber veremediğimi sormayacak mısın" dedim, "eksper delirdin mi sen" dedi, çok büyük bir yanlış yapmıştı, deli, salak, gerizekalı gibi kelimeler iletişimin önünü tıkardı, uyarmalıydım kibarca onu; "deli olduğumu iddia etmeni saygısızlık olarak algılıyorum" dedim, yarışmacıya sinirlenmiş bülent ersoy bakışı yerleştirdi suratına; "içeri gitsene sen ne saçmalıyorsun, bir de ayak altında dolaşıyor, git, git!" dedi, kendi evinde kovulmak çok hoş değildi.
antreye gittim, bu konunun üstünün örtülmesi hoşuma gitmemişti, kafamı mutfağa uzattım "bence diyalog sorunumuz var" dedim, "tuzluğu nereye koydun?" dedi "zaten bir şeyi de aldığın yere koysan ölürsün". haklıydı, büyük bir sorunumuz daha vardı ve çözülememişti, aldığım şeyi yerine koymuyordum, onu anlıyordum, hemen paylaşmalıydım, böylece etkili iletişim sağlayacaktık; "aşkım hatalıyım, kusura bakma, tuzluk konusunda bir daha böyle bir dikkatsizlik yapmayacağım", sokak hayvanlarına kötü davranan birini görmüş panter emel gibi aniden döndü bana, "ekspeeerrrrrrr bana laf yetiştireceğine tuzluğu bul" diye bağırdı, kafamı hemen geriye çektim, antrede sırtımı duvara vermiş korkuyla titriyordum.
iletişim eğitimim ahugözlüme işlemiyordu, proaktif davransam da evde bir sinerji yaratamıyordum, son kez şansımı denedim, kafamın yarısını içeri uzatıp, "sesini yükseltmen bence aramızdaki iletişim kanall...", "ekspeeerrrrr" diye bağırarak sözümü kesti.
içeri kaçtım hemen, "bireyine de, iletişimine de başlarım şimdi hocu" diye düşündüm. tuzluğu bulmam lazımdı, tuzluk bireylerarasında adeta bir köprüydü ve buzdolabından çıktı. soğuk tuzluğu eline alıp yemeğe dökmeye çalışan ahugözlüm, tuzun nemden akmadığını görünce çok kızdı.
daha neyi nereye koyduğunu hatırmalayan adamın neyineydi bireylerarası iletişmek.
ahugözlüyedit:
- canım şimdi bir cümle okuyacağım...
+ eee?
- sende "katılıyorum", "ne katılıyorum ne katılmıyorum" ya da "katılmıyorum" diyeceksin...
+ hmm
- "experimental ile olan ilişkiniz sinerjiktir."
+ bi jiktir git eksper ya, bi jiktir git!
- "katılmıyorum" mu oluyor aşkım bu?
+ bak hala...