bugün kadir has üniversitesinde ona gösterilen ilgi ve saygıyla ne kadar çok sevildiğini anladığım süper insan. öyle ki daha söyleşinin başlamasına bir saat kala cibali'dekilerin derslerini bırakıp, bahçelievler ve selimpaşa'dakilerin kalkıp ta oralardan gelmesiyle koca salon dolmuştur. ayrıca salonun dolması nedeniyle salona giden yolun güvenlikçiler tarafından tutulması, biriken insan yığınının * dakikalarca bıkmadan usanmadan güvenlikçilerle tartışmasıyla ve en sonunda güvenlikçileri zorla geçerek salona girmesiyle sonuçlanmıştır.
sonunda salona girerek onu bugün 3 saat izleme fırsatı buldum.** ayakta izledim, belim ağrıdı falan ama gerçekten bu adama değiyor. espirilerine, klişelerle geçtiği taşşaklara, gözlemlerini dinleyiciye aktarmasına zaten değinmiyorum ama bu kadar komik olup* bu kadar da haddini bildiğini bilmiyordum. yani kendine güvenilecek yerde adam kendine güveniyor. açık açık ben türkiye'nin en iyi komedyeniyim diyor. gayette iyi bence. ancak mütevazilik yapılacak yerde de adam artislik yapmıyor. belki de yaptığı espirilerinin yanında onu böyle izdiham yaratırcasına sevilir kılan da bu bence.
ayrıca bu adam kariyerinde, tahmin ediyorum bir kere öğüt verdi * onu da bizim üniversitede verdi ki o öğüt, kendine güven açısında bana çağ atlattı. "arkadaşlar bizim toplumumuzda kendini beğenmişlik ayıplanır peki kendini beğenmemişlik güzel bişey mi? saçım şöyle, burnum böyle, sosyal değilim, kendime güvenim yok diyince herşey daha mı iyi oluyor? yani biraz kendinizi beğenin. tabiki aşırıya kaçmadan orta ölçekli bir şekilde. kendinizi beğenecek durumda değilseniz de kendinizi o duruma getirin." diyerekten gerçekten beni derinden düşündürmüştür.
sonuç olarak, bugün yaptığı espirilerle olsun, verdiği öğütle olsun şu sınav ve proje dolu günlerimde bana anti depresan etkisi yapmıştır. kendisi uludağ ve ekşi sözlüğü de takip ediyormuş. burdan kendisine teşekkürlerimi iletiyorum. abi seni allah başımızdan eksik etmesin.