Kürt halkı var. Kürt sorunu var. Kürtlere karşı büyük önyargılar var. Bizatihi sözlük içinde, hatta bizatihi bu başlık altında Kürt kelimesinin geçtiği yerlerde küfürsüz cümle kuramayan bir sürü sığ kafalı insan var. Buralara kadar hepsi tamam. Eleştiri yapmak, hayatını insanca yaşamak için her türlü talepte bulunmak herkesin hakkı. Buna da tamam. Ancak her ne olursa olsun silahlı bir mücadeleyi savunmanın meşru bir tarafı yoktur.
Karşı argümanları da iyi biliyorum. Kürt vatanı olarak tarif edilen yerdeki Türk askeri mevcudiyetine karşı bir istiklal savaşı gibi değerlendiriliyor mevcut durum. TSK'yı kast ederek, onlarda silah var, silahlı da zülum var biz niye karşılık vermeyelim diyorlar. Bir mücadelenin terör mü yoksa bağımsızlık mı olduğu egemen gücün siyasi beyanından başka bir şey değildir diye düşünüyorlar ve etkiye karşı tepki diye PKK'yı savunuyorlar.
Ancak silahlı mücadele çözüm olamaz. Sadece kutuplaşma yaratır. Öyle veya böyle, beğenin veya beğenmeyin bu memleket kolayca ayrılamayacak şekilde birbirine bağlanmış vaziyette. Kiminin Türk milleti yaşıyor dediği yerde, misal Türkiye'nin fiili başkenti istanbul'da bilmem kaç milyon Kürt menşeili vatandaş yaşıyor. Ötekinin Kürt vilayeti olarak tarif ettiği Van'da da sadece Kürtler değil Türk menşeili vatandaşlar yer alıyor. Bunları kapsayan bir çözümün, silah zoruyla, savaşla, terörle adını siz koyun bilmem neyle ortaya çıkarılabileceğini hiç mi hiç düşünemiyorum. Aksine savaş karşılıklı diyaloğu ve empatiye yer bırakmayan bir yıkıcılıkla sadece ve sadece intikam hissiyle hareket eden yeni nesiller üretiyor. Bu konuda şüphesi olan varsa bir başkası için (bkz: israil Filistin sorunu).
Öte yandan savaş psikozu altında yüceltilen bugünün kimi kahramanları ve kurumları, olası bir sivil mutabakatın yaşanacağı yarının en büyük problemleridir. Maalesef de nerede duracağını bilemeyen, elindeki iktidardan vazgeçmek istemeyen ve uzlaşmaya yanaşmayan bu problemin baş kahramanları da sıklıkla silahlı mücadelenin içinden gelenler olmaktadır. Bu çerçevede bugün bile bir PKK-DTP'nin tek bir görüş altında birleşmediğini; aksine, ilkinin tehdidi ve baskısı altında ikincisini işlevsiz hale soktuğunu düşünüyorum.
Son olarak da Kürt kimliğine saygı duymakla birlikte, savaşı, ölümü yüceltip, hatta daha fazlası için hazır olduğundan bahsederek hayatını kaybetmiş insanlara saygı göstermeyip, sonra da yaşasın halkların kardeşliği diye cümlesini bitiren bir kimsenin fikirleri de, kusura bakmasın, duygusal bir hezeyanın ötesinde benim için bir anlam ifade etmiyor. Maalesef kendisini ve kimliğini ortaya koyarak savaş lehine sloganlar ve naralar atarak temsil ettiğini düşündüğü halkına da herhangi bir faydası dokunmuyor. Bilakis sadece yangına bir odun daha atmış oluyor.