geçtiğimiz hafta izleme fırsatı bulduğum, halen çeşitli sahnelerde oynanan tiyatro oyunu.
oyunu izlemeden önce, konusunu okuduğumda beni heyecanladırmıştı açıkçası. oyun kadrosunun üç kişiden oluşması hoşuma gitmişti, çünkü az kişili oyunlarda oyunculuğu ve tiyaro oyunlarında dikkat edilecek detayları görmeniz daha kolaydır.
oyun başladı. tiyatroda giriş önemlidir. hızlı giriş seyirciyi izleme konusunda daha istekli kılar. lakin bu oyun başlangıcı çok sakindi. ilk bir kaç dakika o şekilde devam etti. ikinci oyuncunun sahneye gelmesiyle olayların seyirciye aktarımı başladı. tiyatro izlerken, genel tiyatro izleyicisinin dikkat etmediği detaylar gözüme takılır hep. oyuncuların döneme uygun kıyafetleri olmalı ve konuya göre çeşitli aksesuarlar. bu açıdan iyi olduğunu söyleyemem. kostümler savaş dönemine uygun değildi. evet günlük hayat için sıradan sayılabilirdi, lakin filistinin bir kasabasında geçen hikaye için uygun değildi. kostümle ilgili olarak tek beğendiğim detay, filistin örgütüne katılıp dağa çıkan kardeşin ayakkabılarıydı. dağa çıkan birinin ayağında dağ ayakkabıusı denen botlardan vardı ve botlar çamur içindeydi. mekan ile ilgili olarak detaylardan ise, bir elektrik kutusu dikkatimi çekti. tipteki bu kutu dönem ve hikayenin geçtiği konu için uygundu. keşke diğer detaylar da bunlar gibi olabilseydi.
özellikle, oynayanların düzgün türkçe konuşması beni çok rahatsız etti. evet, anlaşılırlığı kolaylaştırır bu şekilde konuşmak ama böylesine düzgün konuşan adamların filistinli olacağına inanamadım. filistin halkına özgü bazı cümleler kullanılsaydı ve şive buna göre biraz değiştirilseydi, belki o zaman filistinde geçen bir olayı izliyormuş gibi hissedip oyuna konsantre olabilirdim. lakin olmadı. sanki türkiyenin batısında bir kasabada geçiyor gibiydi ve ben bu oyunu izleyince kendimi filistin'de savaşın ortasında kalan bir aileyi nasıl etkilediğini ve savaşın iç hesaplaşmalara sebep yönünü, ailenin dağılışını göremedim. oysa filistini görmek istemiştim.
oyuna tam konsantre olmuşken birden bitişi seyirciyi şaşırtıyor. ışıklar sönüyor, karanlık ve bir ışık. oyuncular seyircileri selamlılar. bi an şaşkınlık, sonrasında "aa devam etmeyecek mi?" diye kendisine soruyor insan. oyun sonundaki ölümü kabullenememeydi bendeki şaşkınlığın, olmaz bitemezin sebebi. ölümün nasıl olduğunu anlatmayacağım elbette. öğrenmek isteyen olursa, haddini aşıp bunca eleştiri yapan birini önemsemeyin ve gidip oyunu mutlaka izleyin derim.