--spoiler--
iki binli yıllarda hititlerin anadolu'ya gelmesiyle anadolu'da bulunan hatti gruplar, (asuva, likya, karya ve misyalı'lar) hititlerin baskısıyla daha batıya göçtüler. bu halklar zamanla hititlerle ilişkileri gelişerek, hititlere bağımlı duruma düştüler. esasen bir kısmı da göçmeyip yurtlarında kalmışlardı ve göç edenlerle de ilişkilri devam ediyordu. hititlerle olan ilişkilerinden etkilenen bu halklar, diğer şartlar tam olgunlaşmadan kendi topraklarında ki anaerkil yapıyı yıkmak istediler. ve işte o zaman egemen durumda bulunan kadınların sert tepkisiyle karşılaştılar. kadınlar onları yenerek erkeklerin o zamana kadar üstlendikleri savaşa katılma, avcılık ve toplumu savunma görevlerini de kendileri üstlendiler. erkekeleri toplumsal iş bölümünde daha geri bir konuma ittiler. egemenliklerini pekiştirdiler. böylelikle kadın savaşcılar kendi ülkelerine saldıran halklara karşı ülkelerini savundular. gerektiğinde komşu ülkelere de saldırdılar. komşu ülkelerin halkları onları bu şekilde tanıyıp gördüler. bu durum onların dinlerini, inançlarını da etkiledi.
böylece kızlar, ana tanrıçanın gerçek çocuğu oldular. egemen kadınların gözünde öyle değerlendirildiler. çünkü onlar dişiydiler. bolluğun ve bereketin, üremenin, devem edip giden hayatın simgesiydiler. böylece ana tanrıça, kızları, amazonları simgeleyen, artemis'i doğurdu.
artemis kültü amazonlarla birlikte gelişerek yayıldı. amozonlar artemis'in gönüllü hizmetkarı oldular. belki de o kültü yaymak için savaşlar yaptılar. ve tarihe bıraktılar adlarını.
--spoiler--