Bağımsızlık ve özgürlük sorunsalı insanlık tarihi kadar eskidir. Her şeyden bağımsız, sorumsuz, aşksız, hatırasız, arkadaşsız yaşayabilir miyiz? Bu mümkün olsa bile böyle bir hayat tercihe değer olur mu? Bağlarımız nedir, bizi bu bağlarımızdan kurtaracak olan anahtarlarımız ne olabilir? Adının yazılışı oldukça zor olana Polonyalı yönetmen Krzysztof Kieslowski neyse ki okuması o kadar da zor değil: Kişişov Kişlovskinin Mavisi bütün bu soruları tema ediniyor. Film aslında bir üçleme. Fransız bayrağının renklerinden yola çıkılarak, Mavi (Özgürlük) , beyaz (Eşitlik) ve kırmızı (Kardeşlik) çekilmiş. Mavi, üçlemenim ilk filmi.
Julie ünlü bir müzisyen olan kocasını ve kızını bir trafik kazasında kaybeder. Belli bir geçiş döneminden sonra, onları anımsatacak bütün hatıralardan kurtulmaya ve kendi başına bir şekilde yaşamaya karar verir. Bu uğurda evini satar, bankadaki paralarını avukatına rastgele söylediği bir hesap numarasına aktartır. Telefon defterini yakar. Genç kızlık soyadına dönüş yapar. Erkeksiz de yapabileceğine inanır, semtini değiştirir. O kadar cüretkardır ki bütün dünyanın merakla beklediği ünlü bir müzisyen olan mevta kocasının Avrupa Birliği şerefine yazdığı son konçertosunu da gaddarca bir çöp konteynırına atar. (Bağımsızlık temasının işlendiği bir filmde, Avrupa Birliğine ithaf edilmiş bir konçertonun çöp konteynırına attırtılması bilmem bize Kieslowskinin oturun oturduğunuz yerde ne oluyor da birleşiyorsunuz, tek ol bağımsız ol,tarzan gibi yalnız yaşa dünyada demiş olma ihtimalini getirmesi çok absürd kaçar mı? Kaçmıyorsa Leh ulusalcılar Kieslowskiyi çok seviyor olmalılar neysem)
Fakat işler Juli'e için çok kolay yürümeyecektir. Bazen bir avize, bulunup getirilmiş bir kolye, havuza atlayan küçük kız çocukları, hatta yavrularını emziren büyükçe bir fare bile Julieye hep geçmişini anımsatacaktır. insanlardan ne kadar kaçsa da onlar gelip onun evine sığınacaktır. Aylarca arayıp bulacaklardır sonunda onu. Zamanla o da tüm bunlara kayıtsız kalmayacaktır artık. Çünkü filmdeki fülütçünün deyimiyle daima tutunacak birşeyler bulmak gerekir.
Üçleme sinema tarihinin başyapıtlarından sayılmaktadır. Metaforlar ve ışık çok başarılı olarak kullanılmış Filmin hemen her karesinde görülen mavinin bir tonu, filme bir şiirsellik katıyor. Cam, yüzme havuzu gibi birçok figuratif öğe izleyiciyi düşündürmeye zorluyor. Tabii tüm bunların ötesinde sadece Juliette Binoche için bile bu film izlenir.