"işte bir elimde çayım diğerinde sigara"...bir yudum ardından bir fırt. öyle değil midir çoğu için hayattan zevk alınan, her şeyin nihayete erdiği an. ama bir zaman gelir ki; bu zevk bile bir yokluk hissettirir. her zaman yana yakıla aradığımız ama hiçbir zaman bulamadığımız "şey" tüm zevki, tüm eğlenceyi de beraberinde alır götürür. yaşamdan zevk almamak gariptir. hissedilen eksikliğin ne olduğunu bilmemek ayrı bir beladır başa. gözler etrafı tarar ama aranan şey bilinmedikten sonra geçse bile gözünün önünden farkedemezsin. bunun acısı çok farklıdır "atsan atılmaz satsan satılmaz", gözler yaş içinde beklersin o eksik şeyin yerine oturmasını; tıpkı puzzle da günlerce bulunamayan ufak bir parçanın yarattığı takıntı gibi. bazen de sorarlar: bir şeyin mi var diye. anlatamazsın zaten çabalamaya da gerek yoktur. çünkü ne aradığını, sonsuza kadar mutlu edecek şeyi bilmiyorsundur.
keşke; dolmuş durağından kalkıp giden dolmuş gibi zamanlama yapabilsek veya basit bir insan gibi dışarı terliklerimizi giyip çıkıp aradığımız eksik şeyi bulabilsek...