ölmeye yakınken insan, azalıyor ihtiyaçlar da kalp atışları gibi
vedalaşmalar ve bir parça huzur, yol üstü lokantalarında çorbayla geçiştirilmiş öğünler gibi
huzur, kışın sığınılmış, camları buğulanmış bir yol üstü lokantası kadar sıcak
büyük büyük kesilmiş, hafiften bayatlamaya yüz tutmuş doyurucu ekmekler, huzur
huzur diyorum, ağzı nemlenmiş tuzluktan bir parça tuz dökebilme sevinci
sahi senin ağzın nasıl oldu güler, çok acıyor mu?
dün gece uyudun mu mesela, evvelki gece, daha evvelki?
ben kanseri bilirim babam da olmuştu, faruk da
kanseri bilirim, burnundan beslenen hastaları, kemoterapi sancılarını
bilirim her sabah vurulması zaruri ithal iğneleri
pahalı, az bulunan, çok umutla paketlenmiş ithal iğneler
ecnebi diyor babam, ecnebi malları, ecnebi artistler, ecnebi filmleri
burt lançester, körk daglıs, ceyn fonda, con vayne, stiv mak kuin
huzur işte, aksaray kristal'de, yıldız&'da bir film süresi babasıyla oturabilmesi çocuğun
insan ölmeye yakınken, kısalıyor uykular da cümleler gibi
cümleler, otel odası yalnızlığı, sinemadan çıkar çıkmaz bastıran yağmur
şehrin yağmur sonrası kararsızlığı
sana uygun bir vedalaşma ve huzur hakkı arıyorum epeydir
vakit alır bir vedalaşmaya başlasan benden söylemesi
kimden başlasan eksik kalacak, eksik kalacak bir çizgi film kahramanı
ödevlerine yardım ettiğin komşu çocuğu, suskun koğuş arkadaşı
ne yaparsak eksik kalacak, dünden belli
sskmız eksik, masalımız, evraklarımız, taburcu belgemiz, infazımız
eksik bir mezar taşı yazısı gibi garip, anlaşılmaz hayatımız
bunu veda sayalım dilersen en havalısından, veda sayalım bunu
sessiz, buruk, içten, sivil, mavi, ekmek kokulu, iyi demlenmiş
yol üstü lokantalarında çorbayla geçiştirilmiş öğünlerin ardından
ikram edilen çay bardaklarının tabaklarında prenses farah'ın gülümsemesi
sen önceden gidecek olursan bir yerlere tasalanma güler, biz de geleceğiz
kimbilir biraz huzur ve veda koyar bayramlık mendilin içine, öyle geliriz