dün akşam izledim filmi.. taksim'de.. Nefes ya hani filmin adı.. Neden öyle biliyorum.. çünkü nefes almadım sanırım çok uzun bir süre.. ya da alamadım.. Her sahnede bir kurşun bekledim, her sahnede kahpe bir mermi.. En neşeli anlarında bile.. Tuttum nefesimi hep.
Filmden çıktım, yanımda en yakın arkadaşlarımdan biri. Atlas pasajından, tünele gidene kadar tek kelime etmedik nerdeyse ve ben gençliğimden beri yürüdüğüm istiklal caddesinde hiçbir zaman bu kadar garip hissetmedim kendimi. Sanki izole olmuştum bütün insanlardan, kalabalıktan. Kafam yerde yürüdüm bütün caddeyi abartmıyorum.
Neden, niye diye sorar sora. Neyin muhasebesini yaptım ben bile bilmiyorum ama şuna eminim sırtımda biri vardı sanki ve boşuna yaşadığımı hissettim o an. Ne yapıyordum lan ben orda? Benim kardeşlerim dağlarda o şartlarda nöbet tutarken, orospu çocuklarıyla savaşırken ben ne sik yiyordum mınakoduum şehrinde? Ben ki moralimi asla bozmam, hep neşeliyimdir, kafama hiçbir şeyi takmam ama resmen ağlamaklı oldum ki zaten filmde gözümden hep yaşlar süzüldü, tüylerim diken diken oldu.
Dün o filmden sonra provam vardı tünelde ve yemin ediyorum tek bir tat alamadan, ne yaptığımı bilmeden öyle alelade geçti gitti bir saat. music is god hayat prensibi olan bir adam olarak ben, yaptığım işten keyif alamadım. Biz filme girmeden Birkaç saat öncesinde kız arkadaşım gitmiş aynı filme, aramıştı beni ve "sakın askere gitme, tecil ettiriyorsun tekrar" demişti.
bense izledikten sonra akciğer hastası olduğum halde, akciğerimden parça alındığı halde, normalde belki de askerlikten muaf olma durumum olmasına rağmen ciddi ciddi tecili mecili bozdurup, gönüllü olarak komanda olmayı düşündüm.. Ve düşünüyorum da..
Gözümü kırpmam yemin ediyorum, ne ölüm ve zulüm. Beynimde, kalbimde ve ruhumda düşünceleri, kolumda dövmesi kazılı atatürk ve onun cumhuriyeti için bir kez değil, binlerce kez ölmeyi görev bilirim. Ne mutlu türküm diyene!!