kimilerinin akıllarının dinginliklerinden sıyrılmış bir nick ya da daha genel anlamı ile yazar... nick sahibi, "hayata dair" gördüğü ne varsa "kendi imgeleri ve kendi usulünce, üslubunca" yazmaya çalışan bir adam.
ve sözlüğün bir hikaye kitabından, bir romandan, bir süreli yayından farklı olduğunun bilincinde. burasının sanal olduğu kadar sosyal bir ortam olduğunun bilincinde ve bu anlamda insanlarla, diğer yazanlarla iletişim halinde olmayı sevendir. kaldı ki "sözlükte iletişim kurmak" yazarlara sunulmuş bir haktır. nasıl? efendim özel mesaj butonu ile, oylama butonları ile burada "iletişim" içerisinde olduğunuz bilincine kavuşmuş olmanız lazım... bu önemli bir nokta. aksi takdirde gider kitap yazarsın, gider dergilere makale yazarsın ve okurların da sana uzaktan uzağa "doğru diyor bu adam" derler. ki bu noktada dahi "iletişim" dediğimiz şeyin içerisinde olursun. misal bir okurun iletişim kanallarından herhangi birisi ile sana ulaşır ve yazılarını beğendiğini söyler. çeşitli ve farklı ortamlarda senin yazarlığına olan beğenisini dillendirir.
kimsenin şüphesi olmasın ki poisonx, sevilmek zorunda olan bir yazar, mahlas, rumuz, nick,... herneyse değildir. bu bağlamda ters açıdan sevmek gibi bir zorunluluğu da yoktur ve olmasa gerektir. ancak; sevmemek ile saygısızlık etmenin farklı şeyler olduğunu düşünür ve hatta bilir. daha önce de bir çok farklı konuda eleştirilmiş ve muhtemel ki bundan sonra da birçok farklı hususta eleştirilecektir. negam?
bu sözlüğün belli bir formatı var ise, sol framede "penis yüzüğünü parmağa takmak" türünden saçmalıklar, zırvalar dönüyor ise ve buna karşın birileri de çıkıp "çok kanka, çok hacı" diye eleştirebiliyorsa bu yazarı ne mutludur poisonx'e, poisonx'in gözünden bakınca... zira eleştirilecek başka bir nokta bulamamıştır eleştirenler tüm kasılmalara, tüm didiklemelere rağmen... bu durumu gördükçe mutlu olmaktadır ziyadesiyle bu adam. ama zihinsel bir orgazmdan bahsetmiyoruz bu noktada. veya ne bileyim ağız dolusu sövmekten bahsetmiyoruz aksi düşüncelere sahip olduğun bir adama.
ve üslubu ile eleştirilmesi kabullenebileceği, itiraz edemeyeceği bir şeydir. kaldı ki bir elin parmak sayısını geçmeyecek kadar olan "üslup" sahibi yazarın barındığı şu ortamda, kendisini üslup sahibi sanmak densizliğini yakıştıramamaktadır kendisine.
bu anlamda sonuç olarak; çok açıklama yapmış ve görünen o ki daha çok açıklama da yapacaktır. sözlüğün kendisine kullanma hakkı verdiği hemen her alanı da "kendince" dolu dolu kullanacaktır. misal yeri gelip müzik konusunda da bir şeyler karalayacaktır, yeri gelip siyaset üzerine de iki kelam edecektir... arada bir futbol geyiklerine katılıp, takdir ettiği yazı sahiplerine de bir mesaj atıp kafasına takılanları soracaktır.
bırakın kendi pisliğinde boğulsun, zaten önceleri de pek faşistti. müstehaktır...