itin soyu ne kadar asil olsa dahi itlik onun kanında vardır, bilir. "it" dediğinde dönüp bakacak itlerin varlığı ise kendi içindeki tutarlılığa işaret eder kendince.
bakılacak bir yüzü, tutulacak bir eli, duyulacak bir sesi vardır. ki bunlar da bir masal kahramanı olmadığına işaret ediyor olsadır. yoksa ki iri cüsseli itler, ne idüğü belirsiz yaratıklar vardır ve saldırmaktadır bu adama(hakaret olarak algılayanı da öper gözlerinden).
oysa bu adam tutarsız, oysa bu adam çelişken, bu adam samimiyetsiz... hepsine amenna hem de hoşt demeksizin. ama bir durup düşünür insan olan... yoksa bu adam doğru mu söylüyor? yoksa dünya barışından bahsedebilmek için önce kendisi ile mi barışmalı insan? azıcık olsun düşün bak. uzun uzun değil!
çabaladıkça kendi bokunda boğulanları gördükçe acıyor, üzülüyor. o derece pislik bir adamdır. oysa o göt bu kadar sağlam sıçamayacak kadardı... o göte, götün sahibi bile güvenemiyordu. laçkalığından mı korkuyordu, kasılmış dübür kaslarından mıydı sorun?
çok soru soran, sorularının cevaplarını bilen, bildiği cevapları, hatta bilmediği cevapları ve hatta hiçbir cevabı karşısındakinden duyamayan yazardır.
ölsün, gebersin lan! ölsün, gebersin... ama şaşmasın doğrularından. bildiklerinden, öğrendiklerinden ve de öğreneceklerinden şaşmasın.
tanım: çok feci, yavşak bir yazar. hem de liseli, ülkücü, polat alemdar olanından. abazanlık da had safhada... çok rerörö, hem de çok. yeter ki şuradaki huzur kaçırgaçlarına tıpaç olsun bunları duymak. daha fazla boka belemesinler...