kaç gündür (bilmiyorum)malak gibi dinlediğim efsanevi, ilizyonik bir müziğe sahip film. nereden aklıma geldi, neden içlenir gibi yaptım o gece, sonra neder gerçekten içlenmek ne demekmiş öğretti bu müzik, hiç bilmiyorum. şu var ki; bu parçayı her dinleyişimde gözümün önünde siyah-beyaz fotoğraflar geçiyor; kah bir sevimli kız oluyor deniz kenarında derinliği yakalanmış bir siyah beyaz karede, kah o kız çocuğu kolunun birini yitirmiş elinde bir kırmızı çiçeğe bakıyor, başı önde.
bazı zaman, gecenin ilerleyen saatlerinde bir nefes sigaranın yanında dünyanın herhangi bir köşesinde herhangi birinin ölümü canlanıyor zihnimde. sanki orda bir gizli kamera oluyor gözlerim. birinin ölümüne şahit oluyorum, binlerin öldürülüş belgesi sb fotoğrafları görüyorum. hüzün sarıyor her yanımı, ve alabildiğine yalnızlık...