ahmed arif

entry614 galeri video8
    96.
  1. 2000'li yılların başı... bir devlet lisesine başlamış bir çömez liseli edebiyat dersini kırmış olmanın cezası olarak yeteneği ile cezalandırılıyor edebiyat öğretmeni tarafından. cezası iki gün sonraki derste üstad'ın "anadolu" şiirini ezbere okumak. eve geliyor ve telaşla karıştırıyor kitaplığı. yok! ahmed arif denen bu adamın bir kitabını bulamıyor kitaplıkta. oysa attila ilhan var, necip fazıl kısakürek var nazım hikmet ran var, nefi var, neyzen tevfik var, yahya kemal beyatlı var, can yücel var, behçet necatigil var, cemal süreya var, orhan veli var, sebahattin ali var ama yok işte ahmed arif.

    aynı gün "hasretinden prangalar eskittim" kitabını ediniyor sahaflara kadar yürüyerek fatih'teki evlerinden. geri dönüş yolunda beyazıt'taki alt geçitten geçtiği sırada bir cd tezgâhı görüyor. cebindeki 1,5 lira ile skid row diskografi alacak ve kimbilir bir ara bütün şarkıları dinleyecek büyük bir şevkle. hatta eşlik edecek yer yer... sonra birden karışık bir mp3 cdsi dikkatini çekiyor. üzerinde ahmed arif yazıyor hem de. düşünmeksizin vazgeçiyor skid row cdsini almaktan. gidiyor eve ve kapandığı odasında şiiri ezberlemeye koyuluyor. bütün derdi şiiri üstad gibi okumak delikanlının. bir tur dinliyor üstadın kendi sesinden, bir tur aynı tonlama ile taklit ederek kendisi okuyor şiiri. kolayca ezberliyor. ve salı'dan perşembe'ye geçen bu süre zarfı içerisinde bildiğin ahmed arif oluyor şiiri okurken. "anadolu'yum ben, tanıyor musun?"

    ve gelip çatıyor ceza dersi. sınıfta hasta olduğu bir kız var o aralar. okul yeni açılmış olduğundan hukukları belli ve genel konsepte uymak konusunda fazla isteksiz delikanlı gönül ilişkilerinde. bir kıza aracı yollayıp da "çıkma" teklif etmekten haz etmiyor pek fazla. veya gidip de doğrudan şişirilmiş cümlelerle iletişim kurmaktan. ama başka türlü de kızları etkilemenin en azından o yaştaki bir kızı etkilemenin zorluğunun da farkında.

    derse girip hocayı beklemeye koyuldukları sırada kız geliyor esas oğlanımızın yanına... ve kız da ceza alanlar arasında. rıza polat akkoyunlu'ya ait nokta noktam şiirini okuyacak. ve heycanla son deneme performanslarından birisini sergiliyor delikanlıya. delikanlı mahçup bir şekilde "bu şiiri ben okumalıydım." diyor kıza. seviyor koşulsuz, kız okurken sesini kaydedip sonra dinletecek ve dinleyecek kadar da etkileniyor o anda.

    ve ceza anı gelip çattığında herkes sıradan okuyor verilen şiirleri. sıra delikanlıda... delikanlı başlıyor şovuna ve gayet de güzel taklit ediyor üstadı. taa ki şiirin bir kısmına gelene kadar.

    "gör, nasıl yaratılırım,
    namuslu, genç ellerinle...
    kızlarım, oğullarım var gelecekte,
    herbiri vazgeçilmez cihan parçası,
    kaç bin yıllık hasretimin koncası.
    gözlerinden, gözlerinden öperim.
    bir umudum sende, anlıyor musun?"

    burayı okurken ve şiir tam da sonuna gelmişken delikanlı birden ve ansızın kendi oluveriyor. taklit edemiyor bir türlü üstadı... öğretmeninin son kısımdaki farkı sorması üzerine bütün sınıfın önünde cevaplıyor genç adam: "ben şiiri güzel okumak için insanüstü bir çaba sarfettim. ama şiiri ezberledim ve ezberden okudum her seferinde... ancak burada beni izleyen bir çift ışıltılı göz şiiri anlamama yardım etti hocam. ve şiirin sonuna geldiğimde anlayarak ve benimseyerek okudum. istemdışı bir durumdu, özür dilerim. isterseniz baştan okuyayım hocam..."

    öğretmen kafasını tasdiklercesine sallayarak "oku" dedi ve ekledi "ama son bölümü okuduğun gibi oku, ezberden değil; algıdan oku..."

    cibali lisesi, edebiyat öğretmeni ahmet tarım'a teşekkürler.

    ahmed arif yitip gitmemesi gereken büyük bir değerdir türk edebiyatında. etnik kimliği üzerinden yıpratılmaya çalışılsa da hernekadar anadolu şiiri dahi yetecektir nasıl bir dünya görüşüne sahip olduğu konusunda birşeyler anlamamıza.

    (bkz: adiloş bebe) *
    (bkz: akşam erken iner mapushaneye) *
    (bkz: ay karanlık) *
    (bkz: hasretinden prangalar eskittim) *
    (bkz: sevdan beni) *
    (bkz: bir akşamüstüdür)
    (bkz: bu zindan bu kırgın bu can pazarı)

    "beride borazancıları, o puşt ölümün
    hazır zilzurna keyfinden,
    hazır ırzını vermeğe,
    yiğitler vuruldukça.
    timsah kısmı çünkü yavrusunu yer
    akarsu duruldukça..."
    2 ...