şiirimizde gelenek arama güçlüğünü küçümseyenler, ikide bir yunus emre'nin adını öne sürerler. oysa bu büyük ozanımız, divan şiiri gününde de, tanzimat ve servet-i fünun döneminde de saygınlık kazanmamış, kısacası okunmamıştır. mevlana'nın "nereye gitsem koca yunus çıktı karşıma" gibilerden bir söz etmesi, rivayetten başka bir şey değildir. türkçe söylediği için saray şiirinde adı bile geçmezdi onun. namık kemal, sahaflar çarşısı'nda bulduğu bir elyazmasını, şöyle bir göz gezdirdikten sonra, "derviş yunus'unmuş" diyerek yere attığını anlatır. bütün halk sanatlarımız gibi, yunus emre de, ancak cumhuriyet'ten sonra değerlendirildi. bu değerlendirmenin başında burhan toprak vardır. onun düzenlediği yunus divanı'ndan ve bu divana yazdığı önsözden sonra, o güne değin unutulmuş büyük bir türk ozanına kavuştuk. gerçi fuat köprülü'nün 'büyük mutasavvıflar' adlı kitabındaki iki kişiden biri odur; ne var ki, bu kitapta yunus, bir mutasavvıf olarak incelenmiştir.