hayata dair iç burkan detaylar

entry5914 galeri video18 ses2
    829.
  1. ilkokul yıllarıydı, üst sınıflarla ölesiye bir maç yapıyoruz. biz 4. onlar 5. sınıf olmalarından dolayı bizi resmen eziyorlar. değişmeyen bir kural gibi sınıfın en irisi, en güçlüsü kalede ve devleşmişti o gün. adı halil'di. babamın ismi olmasından sanırım en sevdiğim arkadaşlarımdan biriydi. 5. sınflardan birinin röveşata denemesi halil'in kafasında patlamıştı. hiç unutmam o sahneyi. matrix filmindeki gibi yüzlerce kamera ile çekilmiş bir sahne. beynime kazınmıştı o an. yarım saat kalkamamıştı yerinden. ambulansa bindirilip giderken gördüğüm ilk insandı. çocukluk hevesiyle toplanıp hastaneye gitmiştik topluca, elimizde çiçekler. babası yoktu hastanede, sadece annesi vardı. babası 3 gün önce adam yaralamaktan içeri girmiş, abileri babasının kahvesini işletiyorlardı. bir daha gelmedi okula halil. abileri kahveye almışlar, ayak işleri için adam gerekiyormuş o s.ikindirik, döl kokan kahveye... ortaokula kadar gittik yanına. bedava şurup, ayran içiyorduk. abilerinden biri ağzımıza sıçana kadar boğuşuyorduk kahvenin bahçesinde. sonrasında birkaç sokak karşılaşması oldu üniversiteye kadar. selamlaşıp geçiyordum her gördüğümde. adam resmen eriyordu gözlerimin önünde. hepimizi tek tek deviren o çocuk biz büyüdükce küçülüyordu. üniversiteye geldikten sonra sadece haberini alıyordum.

    arkadaşlarla konuşurken duymuştum, pek sağlam ayak değilmiş artık. ben memleketten uzakken, gasptan, adam yaralamaktan içeri girmiş, çıkmış. gördüm geçenlerde. tanır mı, tanımaz mı? tanıdı mı, tanımadı mı? derken yaklaştı yanıma, gözler kıpkırmızı, üst baş dağılmış, bok kokuyor resmen. elinde tek dal bir sigara. ateş istedi. ben tanımadı sanırım dedim yaktım sigarayı. o iğrenç utanma duygusunu yaşadım içten içe. çocukluk arkadaşıma ne yapıyorsun, nasıl gidiyor diyemedim. tıkanmıştım. o ise tanımamı bekler gibi bakıyordu gözlerime. tanımıştı sanırım. öylece durdu ve sigaradan derin bir nefes çekti, uzun uzun baktı. dayanamadım, döndüm arkamı yürümeye başladım. arkamdan boğuk bir sesle "sağol erman" dedi birisi. birisi lan birisi, öyle bir adam benim için sadece birisiydi. içim yandı öncelikle, bazı duygular anlatılmaz yaşanır derlerdi inanmazdım, doğruymuş lan, resmen içim yandı. ne yapacağını bilemez halde dondum kaldım. utanmasam sarılıp ağlayacaktım "kardeşim, ne oldu sana, nasıl oldu". "ne demek kardeşim" diyemedim. hiçbir şey diyemedim. tıkandım lan. nefes alamadım. oysa adam sadece gülümsüyordu. "şurup içmek istersen uğra bizim fakirhaneye" dedi ve döndü gitti...

    s.ikeyim lan bu hayatın adaletini, başka hiçbir şey demiyorum. bir daha da benim sorunum var diye ağlarsam beni s.iksinler.
    26 ...