kürt açılımı

entry505 galeri video1
    143.
  1. medyanin yardimini alarak aciklamaya calisacagimiz soylevlerdir.

    biraz erdal şafaktan yardim alalim.(ikide bir spoiler yazmak istemedigimden "" ile gosterilecektir.)

    --spoiler--
    Kürt sorununa çözüm Meclis çatısı altında aranacağı için diyalog sürecinde doğal olarak DTP bir adım öne çıktı.
    Tabii DTP'nin "Muhatap" alınmasını istediği Öcalan ile örgütün Kandil'deki lideri Murat Karayılan'dı.
    (dtp kurmaylar medya onundeki konusmalarinda dile getirdigidir)

    "Ancak Kürt halkının temsili onların tekelinde değil. Hak- Par, KADEP gibi partiler, Tev-Kürd, Kürt-Der gibi sivil toplum örgütleri, Kemal Burkay, Abdülmelik Fırat, ibrahim Güçlü, Yaşar Kaya, Recep Maraşlı, Tarık Ziya Ekinci, Ruşen Aslan gibi Kürt aydınları da Kürt kamuoyunda ciddi bir ağırlığa sahipler.
    Onlar da gerek Açılım, gerekse Çözüm konusunda görüşlerini ve taleplerini seslendirmeye başladılar. Ama Kürt medyasında. Özellikle de internet sitelerinde

    DTP'nin çözüm önerilerini iki paketten oluşuyor: Kamuoyuna açıklananlar ve Öcalan'a iletilenler.

    DTP'nin kamuoyuna açıklanan önerileri şöyle sıralanıyor:
    1- Sivil Anayasa hazırlansın.
    2- Anayasa'da etnisiteyle ilgili ayrıntılara yer verilmesin, "Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlığı" vurgusu öne çıksın.
    3- Anayasa'daki anadil sınırlamaları ve eğitim hakkı önündeki engeller kalksın. Anadilin basınyayın ve sosyal-kültürel alanlarda, siyasal propagandada, kamu kuruluşlarında kullanımında karşılaşılan sorunlar çözümlensin.
    4- Yerel yönetimler siyasal, ekonomik ve kültürel açılardan güçlendirilsin.

    DTP'nin avukatlar aracılığıyla Öcalan'a ilettiği öneriler ise uzunca bir liste tutuyor ve kamuoyuna açıklananlara göre epey farklılıklar içeriyor:
    1- Operasyonlar durmalı.
    2- Türkiye'deki tüm farklılıklar Anayasa'da ifadesini bulmalı. Vatandaşlık, etnik değil coğrafi kimlikle tanımlanmalı. Anayasa'nın tüm maddeleri ırkçı ve tekçi zihniyetten arındırılmalı.
    3- Muhataplık sorunu doğru çözülmeli. Kürt halkı ancak muhataplıkla ulusal ve siyasal bir tanıma kavuşabilir.
    4- PKK'nın demokratik siyasete katılımı için yasal düzenlemeler yapılmalı, demokratik siyaset kanalları açılmalı.
    5- Geri çekilme, Avrupa ülkelerine gönderme gibi gibi öneriler DTP'yi aşar. Bunlar işin muhatapları tarafından değerlendirilmeli.
    6- Şiddet politikaları ve şiddet dilinden vazgeçilmeli. Devletin dilinde, literatüründe barış dili hakim olmalı. (Not: "Aknews" sitesinden alıntı yaptık.)

    Görüldüğü gibi, DTP, Öcalan'a ilettiği önerilerde iki talebe ağırlık veriyor: Türkiye'nin ulus devlet modelinden vazgeçmesi ve PKK'nın siyasal yelpazede yerini alması.

    Bu öneriler ne ölçüde etkili oldu bilmiyoruz ama Öcalan da ipuçlarını verdiği kendi çözüm parametrelerinde ulus devletin arkasından dolaştı: Kürtler'in kendi parlamentolarının, silahlı gücünün, eğitim sisteminin, diyanetinin, hatta milli takımının olacağı bir model ortaya attı. "Federasyon istemiyorum" dediğine bakmayın, önerdiği çözüm bal gibi Kuzey Irak, Bask ve Belçika modelleri karışımı bir şey. Yani her bölgenin kendi yönetimine sahip olması ve tüm bölgelerin temsilcilerinden oluşacak parlamentosu ve hükümetiyle bir üst, yani federal yönetimin de belli alanlarda (Savunma, dış politika, para-ekonomi gibi) yetkili kılınması...

    Ancak bir şey kesin: Türkiye böyle bir modeli asla kabul etmez, edemez.

    Kürt kamuoyunda belli bir ağırlığa sahip Kemal Burkay kurucusu olduğu PSK'nın (Kurdistan Sosyalist Partisi) internet sitesi "Denge Kurdistan"da yer alan yazısında "Çatışma ortamının son bulması, PKK'nın silah bırakmasının sağlanması, siyasetin yolunun açılması bile -eğer gerçekleştirilebilirse- son derece önemli" diye özetlediği görüşlerini dün "Cihan Haber Ajansı"na verdiği mülakatta biraz açtı: "Biz çözüm olarak federasyon istiyoruz. Ayrıca Kürtçe eğitim dili olarak da kabul edilebilir. Fakat bunların bugünden yarına olmayacağını biliyoruz. Şu an Türkiye'de çatışma ortamının bitmesini, bu yolda adımlar atılmasını bile çok önemli buluyoruz. Önce silahlar susmalı, çatışma ortamı sona ermeli, PKK'nın silahlı adamları düze inmeli ve siyasetin yolu açılmalı. Yoksa federasyona ne Türk, ne de Kürt tarafı daha hazır değil. Bu mesele önce barışçı bir ortamda tartışılmalı."

    PSK'da Burkay'ın görevini üstlenen Mesut Tek'e de kulak verelim: "Kürtler'in kollektif haklarını kullanmaları için, ayrı ve bağımsız devlet kurma anlamında, ayrılmaları bir zorunluluk mu? Eşitlik temelinde kurulacak bir federatif yapıda Kürtler kollektif haklara sahip olamazlar mı? Parlamento, hükümet, bayrak, marş, güvenlik kuvvetleri ve ulusal kurumlara sahip olarak, her iki lehçesi ile anadilimizi eğitim ve idari işlerde özgürce kullanarak, bugüne kadar bu hakları kullanan Türkler'le bir arada yaşamamız mümkün değil mi? Niye olmasın? Bence olur, hem de bal gibi..."

    "Kürt entelijansiyası"nın önemli figürlerinden Yaşar Kaya ise, "Kurdistan Post" sitesinde yayınlanan yazısında "Kürtler ne istiyor" sorusunu şöyle yanıtlıyor: "Öncelikle sorun bütün boyutları ile tartışılmalı. Kürtler'in bir bölümü 'Demokratik Özerklik'ten bahsediyor. (Not: Öcalan, DTP ve PKK'nın geliştirdikleri model) Demokratiği anladık, özerklik ne? Bizim okuduğumuz kitaplarda böyle bir siyasi kategoriye rastlanmıyor. Dikkati çeken bir konu da her Kürt parti veya örgütünün dillendirdiği Bask modeli, irlanda modeli, italya modeli, Belçika modeli oluyor da Güney Kürdistan modelini ağızlarına bile almıyorlar. Biraz da güneye baksalar miyop olmaktan kurtulacaklar."
    --spoiler--

    aslinda yeni bir senaryo ile beraber yeni bir kilif uydurulmus halde bastirilmaktadir.
    0 ...