bir kısım câhil cühelâ takımının gerçek olduğunu zannederek kendini kandırdığı safsatalar zinciridir bunlar efendim. ilk etapta aklıma gelenleri sıralamaya çalışırsak;
1- kaptan cousteau'nun müslüman olduğu saftasası: en yaygın olan şehir efsanesi/safsata bu iddiadır. güya cousteau cebelitarık boğazında akdeniz ile atlantik okyanusunun birbirine karışmadığını gözlemleyerek, kuranda da bunun yazdığını öğrenerek müslüman olmuştur. şu linkte cousteau foundation'ın bu iddiaya verdiği yanıtı ve cenazesinin nereden kalktığını bulabilirsiniz efendim; (ingilizce bilmeyenler için paris'teki notre damme katedralden cenazesinin kaldırıldığını okuyoruz ve cousteau foundation da müslüman olduğunu reddediyor) http://www.answering-islam.org/Hoaxes/cousteau.html
2- neil armstrong'un ayda ezan sesi duyduğu safsatası: onlarca defa yalanlanmış bir iddiadır. buyrun efendim, müslüman bir forumdan armstrong'un verdiği yanıt; (elbette ki iddiayı reddediyor) http://www.sunniforum.com...um/showthread.php?t=37976
3- hz musa'yı kovalarken kızıldeniz'de boğulan firavunun cesedinin bozulmadığı, british museum'da sergilendiği yönündeki safsata. ilk olarak din öğretmenimden duyarak "vay anasını" dediğim bir efsanedir bu efendim. külliyen yalandır; http://www.habervitrini.com/haber.asp?id=198614
4- suların birbirine karışmadığının kuran'da söylendiği safsatası: eğer bahsedilen tatlı su ile tuzlu sunun birbirine karışmadığı (veya çok yavaş karıştığı) ise kuran'dan 800 sene önce bilinmekte olan bir gerçektir. bahsedilen kuran ayetlerinde, diyanet mealinde, 19. (Suları acı ve tatlı olan) iki denizi salıvermiştir; birbirine kavuşuyorlar/ 20. (Fakat) aralarında bir engel vardır, birbirine geçip karışmıyorlar. 21. O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?/ 22. O denizlerin her ikisinden de inci ve mercan çıkar. /23. O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? şeklinde geçmektedir. bir defa tatlı sulu deniz olmayacağı gibi, tatlı suda mercan bulunmaz.
5- evliya mezarlarını kazmaya çalışan kepçelerin bozulduğu safsatası. değişik varyasyonları vardır: kepçe operatörünün öldüğü, kepçenin kırıldığı falan söylenir. aslında cevap vermeye bile gerek yok zira bu olaya tanık olan bir insan dâhi yoktur, böyle bir şeyin ispatı, kanıtı da mümkün değildir. tarihte bir çok "kutsal türbe" deprem, yangın, hırsızlık gibi melanetlerden zarar görmüştür. kepçeyi kıran yüce rabbim bunlara engel olamıyor muydu? diye sorması gerekir normal bir insanın.
efendim burada aklıma gelen en bildik 5 tanesini yazdığım bu safsatalar aslında saymakla bitmez.