şimdi şöyle bi olay,
hani öyle olmazsa da olmaz değil; ama olursa da 'olmaz' olmaz yani.
fekat, lakin ki, felan!
neyse.
ünlü düşünür ne demiş;
"ben bu şekil geyinirim, bu kadın şu şekil geyinir, şu şekil geyinir."
bu şuurda, sen müslüman insan, müslüman olmayanlara karışmazsan, sen dinsiz insan,
maneviyatlı insanlara karışmazsa ve devlet, tüm dinleri koruyarak, hiçbirine karışmadan,
varlığını sürdürmeyi becerebilirse -biz buna arkadaş arasında laiklik diyoruz- var olacak
ü'topik bir ülke olacaktır.
hani dersiniz belki,
"yea abi zaten şeyetmiyoruz ki çok belki!?" yok arkadaş öyle değil.
ben ramazan ayında, bir elimde duz bir elimde salatalık gezecem ve ardımdan pis pis bakışlar olmayacak.
ben başörtümle okuluma gidip dersimi dinleyebilecem, gerekirse arkadaşımdan silgi isteyebilecem.
ben zinanın kanunen suç sayılmadığını bilerek, ve sevgilimin de arzusu ile, reşitliğimizi de elde
ettikten sonra çılgınlar gibi sevişebilicem.
benim özgürlüğüm, herhangi bir bireyin özgürlüğünü kısıtlamadıkça sonsuzdur.
korkusuzdur!
ben şu şekil geyinirim!
ama gelipde sen bana, "le yavrum bu böyle ama şu da şöyle böyle!" dersen,
ben de sana, e bi siktir git "burun deliğini senin!!1" derim.
hayvana hayvan, güle gül, leyleğe leylek!
anlıyor musun?
toplumu korumaya çalışma devlet babacan! toplum zaten toplum/halktır.
devleti oluşturan bizlersek, "sen ne sikim oluyorsun!" diyebiliriz yeri geldiğinde.
"burası kamusal alan!"
e siktir, ben koymadım mı seni o kamusal alanın içinde, "sen ne sikim oluyorsun!"
işte yerinde kullanım.
böylece hikayenin sonuna geliyoruz.
en güzel ülke, en güzel olan ülkedir.
paris'tir, ne bileyim, nivcörsi'dir, hakkari'dir.