öyle bir zamandır ki,
korku ve sorgulayıcı istenci bir arada yaşadığını hissettiğin,
korktukça sorgulamanın azaldığı, sorgulamanı arttırdığında, korkunun azaldığı
karışık duygularına esir olduğun zamanlardır.
sorgularsın,
çünkü sana garip geliyordur, sana gerçekçi gelmiyordur, seni tatmin etmiyordur,
aklına takılmış bazı detaylar.
üzerine gidersin,
"imandan çıkıcan!!!" derler. "imandan çıkıcam!!!" dersin,
durursun, soluklanırsın, uyanırsın, uyursun belki de.
susarsın, sustukça derinlerine iner sorgulamaların,
kaybolduğunu sanarsın, gitmez ama; sen, sensindir, sen arayıştasındır,
sen, sen olduğun için başkası olmazsın.
gerçekçiliği istiyorsan, gerçekleri bulacaksın! sadece gerçekler tatmin edecek seni!
masal kitapları değil, gerçekten gerçek olduğuna inandıklarınla açıklayacaksın dünyayı.
dünyayı açıklamak için gerek duydukların, sorgulamanı azaltıyorsa,
işte seni tatmin ediyordur bildiklerin.
yıllanmış kitaplar, sorgulamanın önüne geçiyorsa, sadece dini öğretilerle açıklayabiliyorsan,
hayatı, evreni, insanı ve onca canlının var oluşunu,
yetersizliğini, "ol!!!" diyen bir bulutadam ile giderebiliyorsan,
sorgulama sen, dur, otur!
otur demişse otur, kalk demişse kalk!
kanunnamen olsun kutsal kitapların, yazılanları yap, yaptıkların yazılsın.
ve ama,
dur!
durman gerektiğini hissettiğinde korkmadan dur!
imandan çıkacaksan çık!
çünkü, içinde olduğun bir kabın sadece içini sorgulayabilirsin,
ne kadar çabalasan da, cama çarpan sinekler gibi, çıkamazsın içinden,
dışardan, bakamazsın, etraflıca, tamamen sorgulayamazsın!
imandan çık!
çık ki sorgulayabilesin, çık ki bilesin, dışarda ne var!
ve gerçekten imanlı olacaksan, gerçekten imanlıysan, ve gerçek gerçekten imanlı olmaksa,
çıktığın gibi geri girebilirsin, korkma!