şimdi normalde, ben nesiller arası ayrımcılığa karşı biriyim. şeker gibi insanımdır ama gelin görün ki, sabahtan beri bende sükunet namına, en ufak bir kırıntı kalmadı arkadaş.
bak.
ben televizyon izleyen bir insan değilim. evde ya da yurtta bulunduğum zamanlarda, vaktimin çoğunu internet ve özellikle sözlük içerisinde geçiriyorum. bugünü ise kendime tatil ilan edip, internet başında keyif çatayım dedim.
demez olaydım...
öğlen saatlerinden beridir, "forum/chat tarzı entry" seçeneğine kaç kere tıkladım allah bilir. önce, öss sonuçlarını sözlüğe duyuranlarla uğraştım. ama sinirlenmedim. dedim "ne güzel kazanmışlar mutlular yazsınlar oh" dedim. hatta dedim ki "yazık yahu kazanamamış. neyse ama format bozulmasın, haksızlık olur."
bak bunları gerçekten söyledim.
dedim ya. ben şeker gibi adamımdır.
ama olmadı, olamadı.
sonra sol frame in, bir anda, soru başlıklar ile dolması dikkatimi çekti. tıklamadım, kahvemden bir yudum aldım.
acı gerçek çok yakındı.
yanlışlıkla, istanbul'da yapılacak olan 3. köprünün adını tartışan, forum sayfasına... ee yani... başlığa, tıkladım.
sorulan soruya herkes cevap vermişti.
ama ben yine sinirlenmedim. dedim ki;
- aman yahu olabilir, yani anamızın karnından formatla doğmadık.
ama olmadı, pek sayın ulu yazarlar. olmadı, oldurmadılar.
önce, entrysini eksileyene, ana avrat söveni gördüm. biraz suratım asıldı. o da yetmedi. bunun üzerine, aynı yazarın arka arkaya format dışı entrylerini gördüm.
yeter!
tamam, evet. sözlüğümüz, elemeli bir sistem üzerine işlediğinden, bu yazarlar zaten ya uçacak ya da kendilerine çeki düzen verecektir. ancak moderasyonun, ilk entryleri onaylarken okuduğuna da şüpheyle yaklaşıyorum.
basit imla hataları ya da kalın parmaklı olmaktan sebep typo hatalarını kastetmiyorum. bu alabildiğine açık bir forum anlayışıdır.