'ne kadar çok şey istersen, o kadar çok hayal kırıklığına uğrarsın' demişti bu kafadaki arkadaşlarımdan birisi. ona göre hayattan çok şey beklememeliydik ve reel şeylere(memuriyet vs.) odaklanıp, maceraya atılmadan hayatımızı kurmalıydık. o zaman başarılı olma ihtimalimiz yükselecek ve mutlu bir hayat sürecektik. 1 sene boyunca kendi işini kurup çok zorluk çekmiş insanların biryerlere geldiğini ve onlarında mutlu olduğunu anlattığımda her seferinde; 'küçük bir ihtimal ve ben o ihtimal için hayatımı mahvedemem abi. azıcık aşım kaygusuz başım ne güzel işte' deyip geçiştiriyordu.
ben ise anlamakta zorlanıyor ve 'nasıl böyle düşünebiliyor?' demekten kendimi alamıyordum. öyle olsa ne kadar kolay olurdu. 4-5 ay kastır kpss ye, ol en afillisinden bi memur, evlen bir müddet sonra ohh. ama o devlet memurluğunu hayal etmek bile bazıları için kabustur. yıllarca belli bir döngü içerisinde hayatının süreceğini bilmek ne acı verici.* bazılarınız memuriyeti küçümsediğimi düşünüp, bunları bulamayan insanlar olduğunu bilmediğimi sanacak. hayır onlarında farkındayım ama bunun farkına varmam uzun sürdü.
birgün bir dergi okurken* bu dediklerime yakın bir hikaye bulmuştum. şu tarzda birşeydi;
------------
büyük bir şirket sahibi olan baba, yanında çalışmakta olan oğluna boşalan bir pozisyona adam seçme görevini verir. oğlu mutlu olur ve gerekli yerlere ilan vererek gelen adaylarla görüşmeye başlar. şirket ünlü ve büyük bir şirket olduğu için gelen adaylarda çok güzel üniversitelerdendir. oğul en faydalı olacağına inandığı adayı seçer ve o iş pozisyonunu doldurur. bir kaç ay geçtikten sonra işe alınan genç işten ayrılır. buna şaşıran oğul tekrar mülakatlar düzenler ve yine en iyi gördüğü adayı işe alır. belli bir müddet sonra bu çalışanda işten ayrılır. oğul elemanların neden işten ayrıldığını anlayamamaktadır. halbuki ücreti de dolgundur.
olanların farkında olan baba oğlunu yanına çağırır.ve aralarında şu konuşma geçer;
+neden işe aldığın insanlar işten ayrılıyor anlayabildin mi?
-hayır anlayamıyorum baba. halbuki işe en uygun elemanları seçiyorum ve büyük bir istekle işe başlıyorlar.
+senin hatan şuydu oğlum. sen herzaman büyük vizyona sahip, hırslı ve çalıştığı yere büyük faydası olan idealist gençleri seçiyorsun. halbuki onları işe aldığın pozisyon ilerlemeye çok açık değil ve bunun farkına bir müddet sonra varıyorlar. ve bu yüzden işten ayrılıyorlar. senin yapmam gereken o pozisyona çalışkan, disiplinli ve çok hırslı olmayan bir insan yerleştirmek. tüm sorun hallolacaktır.
------------
bir gemide herkes kaptan olabilecek nitelikte olursa düzen bozulur. geminin tayfayada ihtiyacı vardır aşçıyada. dünyanın bütün kurumlarında bu böyle olmaktadır ki işler düzgün bir şekilde ilerleyebilsin. bunu anladıktan sonra çokta şaşırmıyorum artık bu tip insanlara.