şimdi insan ister istemez düşünüyor bu maili okuyunca.
söz konusu yabancılarda nasıl bir abazanmışlar ki, sen kalk taaa ilçeden malatya'ya git. hadi o kadar zikinin derdine düştün, niye illa kezban'a hallendin ? yine o nasıl bir libidodur ki, kezban siktiri çekince, illa biz bu karıyı düdükleyecez diye karakola koşmuşlar ?
gelelim hikayedeki türk polisine;
o nasıl bir emniyet mensubu ki, işi gücü bırakmış, şehrin asayişini siktir etmiş, yabancıların tenasül organlarının keyfi için taa kerane yollarına düşmüş ? o da yetmemiş, 2 dakika önce vazifesi gereği (!) yabancılara nöbetçi eczaneden viagra alabilecek ruh hali içindeyken, kezban'ın cevabıyla hulusi kentmen moduna girivermiş.
bu lirik mailin son kısmı ise beklentilerin oldukça altında. insan orada toplanan diğer orospulardan, "kara murat benim" dercesine, "ben de türk orospusuyum", "ben de", "ben de..." nidalarını duyacağını sanıyor ama sadece jeanne darc misali kezban'ın (isim de pek güzel, kezban...) haykırışları var.