tarlabaşı

entry126 galeri
    34.
  1. geçen hafta ne kadar ara sokağı varsa girmeye çalıştığım yer. ilk dikkatimi çeken şey; sidik kokusu boğazınıza yapışıyor tarlabaşı'nın arka sokaklarında. hassas bir mideniz varsa hiç bulaşmayın. sizin için istiklal biçilmiş kaftan... boş evler ve sefalet dikkatinizi çekiyor burda. belden aşağısı çırılçıplak, üstündeki tişört eskimiş 4-5 yaşlarındaki çocukların bir taraftan pipilerini tutup bir taraftan da ayaklarında ters giyilmiş kadın terlikleriyle plastik bir top peşinde koşmalarına şahit olabiliyorsunuz. bu sizi biraz neşelendirse de az sonra köşe başlarını tutmuş tinerciler içinize hafif bir korku salmıyor değil. burdan hemen iki tane çingene (hakaret sayarsanız iki tane roman) ablanın peşine takılın ve kendinizi güvene alın. iki tane roman niye güven verir orasını hiç sormayın ben de bilmiyorum galiba ellerindeki ekmek poşeti bende bu duyguyu oluşturdu...

    tabi tarlabaşına gelip, doyumsuzca yapılan pencere muhabbetine istemsizce kulak misafiri olmamak olmaz. mesela bir tanesi; yedi sekiz yaşlarında kız çoçuğu sigara içiyor annesi de pencereden bağırıyor: - iiğç o siiğgarayığı iğğç de eeerken yaşta geber. tabi kızın umrunda değil annesinin gözlerinin içine baka baka içiyor baya da tiryakiymiş gibi he içine çekiyor bildiğin.

    devrim,emek,işçi, özgürlük, kardeşlik gibi duvar yazılarını sıkça görmek mümkün bu istanbul'un karanlık bölgesinde. kendi yağıyla kavruluyor tarlabaşı. belki uyuşturucu, fuhuş, gasp var ama bambaşka bir yer dünya. evler arasına asılmış çamaşırlarıyla, sümüklü çocukları, 72 milleten insanı, seksi şekilde giydirilmeye çalışılmış vitrin mankenleri, boğaza yapışan sidik kokusu ile özgün ve marjinal bir yer.
    5 ...