dönüp dolaşıp bu kadının saçma sapan yazısını ve gelen tepkiler üzerine yazdığı "çevir kazı yanmasın" ve "yavuz hırsız" deyimlerinin özüyle süslü ikinci yazısının bahsini açmaya çalışmıyorum. sadece bugün michael jackson'ın veda törenini izlerken duygularımın taştığını hissettim. sözlüğü açtım buradaki yorumların da paralel olduğunu gördüm. ve aklıma iclal aydın'ın mj konulu ilk yazısındaki (bana göre) en vurucu cümle geldi: "kim michael jackson olmak ister?!"
evet, bir nesil onun farkına yeni varmış. evet, bir başka nesil* unuttuğu bir starı ancak ölümünden sonra hatırlamış. ama hemen hemen herkes onu çok sevmiş. kim bu kadar sevilmek istemez? çok hastaymış, şöhretinin bedelini
üstüne atılan iftiralar ve sayısız yanlış anlaşılmayla ödemiş. dayanamamış, 50 yaşında ölmüş. ama çok sevilmiş. tüm dünyada çok sevilmiş. sadece bir kere, o da seneler önce geldiği türkiye'de bile hayranları, en basitinden, sözlük yazarı kimlikleri ile medyanın michael jackson'ın üzerine yapıştırdığı kötü imajı düzeltmek için çabalamış, sayfalarca vitiligoyu, taciz iftiralarını açıklayan entry'ler girmiş. bu adam çok sevilmiş. kim bu kadar sevilmek istemez? bedeli 50 yaşında ölmek bile olsa, kim arkasında onlarca güzel şarkı, onlarca güzel videoklip, ilkler, kimsenin ulaşamayacağı rekorlar ve milyonlarca hayran bırakarak ölmeyi istemez?