evinden çok uzaklarda bir genç vardır. her gün ailesi onu arar, çünkü ilk göz ağrılarıdır. tek çocuktur ve teyzesinin kendi evladından önce kucağına aldığı tek yeğenidir. yine olağan bir pazar akşamıdır. aile çocuklarını arar. en son teyze alır telefonu eline ve içinden geçen hasterti bir solukta anlatıverir. geliş vaktini sorar çocuğa, 1 ay cevabını aldıktan sonra, çocuk bahçeye, teyzenin elleriyle dikilmiş çilekleri sorar ve o gelene kadar anca olacaktır çilekler. hemen hayaline bahçeden topladığı çilekleri teyzesiyle birlikte yemeleri gelir ve hüzünlenir. o genç için teyzesi, normal bir teyze değildir, hani teyze ana yarısıdır derler ya, bu çocuk için biraz daha fazladır. çünkü çalışan annesinden sağdığı sütleri, bu çocuğun ağzına veren o teyzedir. eve geldiğinde onun önüne sıcak çorbayı koyan, okula gitmek için vedalaşırken, ondan habersiz cebine para sıkıştıran, buzdolabına oğlum gelince yer diye, aldığı ve yaptığı bütün şeyleri saklayan o teyzedir. çocuk bütün bunların farkındadır, fakat o gece geçen konuşmanın onun için, önceleri olanlardan hiçbi farkı yoktur. en azından o öyle sanmaktadır. çünkü bu teyzesinin hasret ve sevgi dolu sesini son duyuşudur. ertesi gün tenefüs arasında telefonu çalar. arayan annesidir, teyzesinin ölüm haberini vermektedir. çocuk birşey anlayamaz. 19 yaşındadır fakat, daha böyle birşey yaşamamıştır. sırt çantasını aldığı gibi terminale gider, otobüsüne 1.30 saat vardır ve o en yakın olan şehre kalkan otobüse atlar hemen. çünkü içi içini yemektedir. o şehre vardıktan sonrada, daha 1 saat otobüs beklemesi gerektiğini öğrenir, dayanamaz ve otostop çeker. diğer şehre 4 araba ve 2 kamyon değiştirerek varır. hey HAK sen nelere kadirsin. normalde 8 saatte otobüsle geleceği yolu, 7 saatte otostopla gelmiştir, fakat bu acı olayı görmesini biraz daha yakınlaştırmaktan başka birşeye yaramamıştır. evet o tatlı teyzesi yoktur. eniştesi, genç görsün diye, eşini gömdürmemiş ve bekletmiştir. fakat morg a giden çocuk, teyzesinin yüzüne bakamaz, sadece ayaklarını öper ve sessizce eve döner. herkes ağlamaktadır, annesi, anneannesi, eniştesi... hani çevrende güçsüz insanlar varken sen biraz daha güçlenirsin ya, oda annesini teselli etmek için ağlıyamaz, fakat ne zaman yalnız kalsa, teyzesi kapıdan giriverecek gibi olur ve bu durum onu gözyaşlarına boğar.
-----insan çok duyarsızdır. hergün ölüm haberleri görmesine rağmen, hiçbiri kalbinde en ufak bir burkulma yaratmaz, çünkü o ölenler başkalarıdır. fakat bu olay bir yakının başına gelse, kişinin hayatındaki mihenk taşları oynar. o çocuğada öyle olmuştur. bu olayın sonrasında içkiyi bırakır, ölümü hatırlar ve ailesine daha çok bağlanır. bu hikayede biter.-----