gidene mi söylendiğinde daha ağır gelir acaba
yoksa kalana söylendiğinde mi?
yılların tortularını silip giderken neresinden tutulur bu kelimenin
başını sonunu kestiremediğim yollardan giderken
ve uzunken gece
soğukken sokaktaki lambaların ışıkları bile
aydınlanmasın isterken gecenin
içimden serin serin geçen kelimesin sen
hoşçakal...
bu kapıdan çıkıp gideceğim cümlesi bir prangayken bileklerimde
ve kesiyorken içimi yavaş yavaş o kör bıçaklar
nasıl söylenir ki...
hoşçakal...
sen yokken nasıl hoş kalabilirim diye düşünmez mi insan hiç?
ve bakarken buğulanmış gözlerle sisli bir otobüs penceresinden
içten içten dilediğim tüm şarkılar hoşçakal diyordu aslında.
böyle zamanlarda yanımdaki teyzelere yol boyu bant hizmeti verilsin istiyorum
sus!
ben içimdeki kalanlarda boğuluyorum...
ne gidene söylensin
ne kalana...
giden de kalan da söyleyemiyorsa birde özellikle...
bana hoşçakal deme!