sanat ın toplum için sanat olduğu iddiasını desteklememiz için, yapılan eserlerin ortaya çıkışına inmemiz gerekir. özünde ayan beyan ifade edişin temsil edildiği tek daldır sanat. nedir ifade ediş öyleyse?
birine sesleniş mi? evet neden olmasın? diyelim ki birine sesleniş. o kişi kendisinin yüce olduğunu bilsin diye mi seslenir insan. yoksa bu sesleniş sanatçının duygularını dile getirmesi için midir? elbette ki duyguları, düşünceleri dile getirmek içindir. karşıdaki kendisine ithaf edilen sanattan ne almak isterse o nu alır. ama sanatçı bunu amaçlamamıştır. sanatçı yalnızca kendisini ifade etmeyi amaçlamıştır. eğer böyle olmasaydı kendisini ifade etmekten çok karşıdakini mutlu etmek için çabalamış olurdu ve bu da sanat olmaktan çıkardı.
- peki neden sesleniriz birine? içimizdekileri, zihnimizdekileri daha iyi anlatabilmek için mi. pek tabi olabilir.
-bakınız burada içimizdekini ifade etmek gibi çok da hoş olan bir şeyden söz ediyorum. . tüm derdimiz bu değil mi? birileri bizi anlasın, ne demek isteğimizi bilsin... tasvip edilip edilmemek aslına bakarsanız çok da önemli değildir bu durumda. belki anlaşılmak bile önemli değildir. bu yüzden sanat bir başkası için icra edilmez, edilemez. edilirse o sanattan ziyade zanaat olur ki bu da değerlidir bence. fakat zanaatın değerli olması sanatla aynı kategoride olmasını gerektirmez.
kelimeleri kullanamayanlar farklı dallarla anlatmaya çalışır ifade edişini. ha bu ne kadar etkili olur bilemiyorum. mesela siz bir ressamın içindeki sevgiyi yansıttığı tabloyu anlayabilir misiniz? çoğu zaman, hayır anlayamazınız. hele günümüzdeki sanatlar icat edildiği günden bu yana hiç bir şey anlayamaz oldunuz. kaldı ki bunu bilen günümüzün popüler sanatçıları özünde hiç bir şey ifade etmeyen sanatlar! icra etmekte. kimse sen burda ne demek istedin hele bi anlat diye soramamakta. bunlara şimdi değinmek istemiyorum çünkü anlatmaya çalıştığım şey şu: sanat kendini ifade etmenin bir yolu ise toplumsal olup olmaması bu ifade edişinden sonra gelir. ama siz kalkıp da bana sanat toplum içindir diye gelirseniz o zaman çoğu insanın özünde istediği şeyleri bildiğimi ve bileceğimizi öngörerek değişik sanatlar ortaya çıkartılamazdı derim. hatta ve hatta tüm sanatlar ihtiyacı karşılamak için yapılırdı derim ve bunun yaratıcılığı kısıtlayan en büyük neden olduğunu tekrar hatırlatırım.
ve aslında sanat ın ölümsüz olmak için çırpınan zavallı bizlerin umutlarıdır derim. ki bu benim sanat a karşı olan asıl görüşümdür.
ilk yapılan sanatları düşünün. ilk insanlardan günümüze kalan eserleri; tapınakları, mağara resimlerini, putları. sizce onları bizim için mi yaptılar? ya da yaşadıkları dönemin insanları için mi. ihtiyaçları olduğu için mi? hayır tabi ki. onları, inandıkları tanrıya kendilerini ifade etmek için ortaya koydular. ve bunun sonucu ölümsüz olabilmekse, tek gayeleriydi.