zall

entry6092 galeri video29 ses9
    646.
  1. bişnev !
    bişnev !
    bişnev !

    anlarsın diye söylüyorum. belki ? kim bilir, o kulaklarını iyi açıp dinlersin... ben demiyorum, mevlâna diyor... lakabı '' hamuş '' olan adam, '' dinle '' diyor... yahu dinle, sana daha evvel de yazmış idim, ki hakaretten kesinlikle payını almamış, gayet samimi ve ince bir eleştiri, bir aksülâmel ve buna mukabil de hafif istihza niteliğinde bir yazıydı... sözlükte ömrüm uzun olmamıştı... birkaç sikko bakınız yazarına, am-göt-meme triosundan köpeklere yaraşmayacak derecede iptidai zevkler alan hırdavatçı tayfasına, alenen ve kasten, istediği değerlere, istediği şekilde küfür ve hakaret eden üç beş sıfatsıza sözlüğü emanet ettin... ve sana şöyle demiştik. hatırla, bundan birkaç ay evvel beyoğlu' nda hacı abdullah lokantasında;

    - yahu zall, ( namı müstear ) adamı neden buradan def etmiyorsun ?
    + edemem. o sözlüğün reytingini artırıyor.
    - senin sözlüğün ziyaretçi akınına uğrasın ve her daim dolup taşsın diye bu kadar aşağılık insanların laflarına nasıl tahammül edebiliyorsun ?
    + hakaret edildiği zaman gerekeni yapıyoruz...

    yahu, kendisini bu kadar saçma bir mazaretle teselli ediveren sana, biliyorsun ki ben hiçbir zaman bıçağımı bilemedim. sana merhamet ettim. sana selâm verdim. bu kadar düşmene, acısını ben duyuyormuşum gibi razı olmadım...
    birkaç yosma, ve üç-beş godoşa tercih ettiğin kaliteli yazarlar bugün sana belki nefretlerini belki de içlerinde hacmettikleri kitaplık çaptaki hakiki düşüncelerini sunuyorlar. samimiyetini ve yöneticilik vasfını bugün göreceğiz...
    bizim mefkuremizde, ( senin mefkuren nedir bilemem, ama gerçek düşüncelerini saklayan bir adam olduğunu sağır mısır sultanı dahi duymuştur ) yönetici hata ediyorsa onun karşısına çıkıp bütün hakiki ifade yöntemleriyle, kelimeleri özenle seçerek şikayette bulunulur. yönetici, bu şikayetleri ve hatta bugün olduğu gibi isyanları iyi değerlendirir, herkesi tek tek dinler ve buna göre bir revizyona giderse kesinlikle '' sağlam '' bir yöneticidir ve orada olmayı hak ediyor demektir...

    zall, senin birkaç moderatörünü iyi tanırım. hatta bir tanesini çok çok iyi tanırım. yakın dost ve ahbaplarına tesbih tanesi gibi yazarlık dağıtan, defalarca silindiği halde sırf hatır için onları tekrar buraya alan ve senin görevlendirdiğin ( namı müstear ) bir adam var. bu adam üzerine detaylıca konuşup senin başlığının altında fazla tantana yapmak istemiyorum. meczubun biri gelmiş, '' vur davulcu davula, oynasın zenneler, bebe ruhiler peyderpey '' demiş, sen ortaya çıkıp, '' efendiler, ben de sizin sandığınız gibi bu mekânla ilgilenmeyen bir adam değilim, ilgileniyorum, çünkü şunları ve şunları yapıyorum fakat siz bilmiyorsunuz '' diyeceğine, '' liseli vardı ya ah o liseli, kısacık etekli, dar elbiseli '' diyorsun. hatırlar mısın bilemem, seni ilyas salman' a benzetmiştim... kibar feyzo filminde güzel bir sahne vardı. ben bugün görüyorum ki senin yalakaların, senini çekirdeksiz üzüm hoşafların etrafı çepeçevre kuşatmışlar ve senin üzerine atılan yumurta ve taşların önüne o cılız ve ruhsuz bedenlerini siper ederek sözde hakikati bulamaçla karartmaya çalışıyorlar... doğru söze çamur atmakla, o sözü eğip bükemezsiniz ! bu sözüm yalakalaradır ! fazla eğip bükerseniz, makata dühul olur, mahallede, kahvede, arkadaşlarınız arasında, iş çevrenizde maskara olursunuz. '' hayırdır rıfatçığım bu yaştan sonra huy mu değiştirdin sen ? ''... kibar feyzo filmine geri dönelim. bak bu misali, sırf sen anlayasın diye veriyorum. üç beş yalakan toplanmış, peyderpey senin hakkında yazılan yazılara tepkilerini gösteriyorlar, ama bunu er meydanında değil, kahpelik meydanında yapıyorlar... ha ne diyorduk ? kibar feyzo... geliyor ilyas salman filmde, civelek gibi, ceylan gibi adeta, '' höst ulan '' diyor, '' bakmak yasak ''... canımız ciğerimiz, mezar taşını öptüğümüz üstadımız kemal sunal da '' sıçmak da yasak mı ? '' diye soruyor... ilyas salman o müthiş şivesiyle '' degil '' diyor... '' değil '' demiyor... '' degil '' diyor... pirimiz kemal abimiz de, ağzında lafı bezelye tanesi gibi geveledikten sonra ilyas salman' ın suratına basıyor, '' yat ta suratına sıçam o zaman itoğlu it ''...

    Ham ervah her yerde var yığın yığın,
    Nedir onlar ile verip aldığın ?
    Uzlete mâil ol, gönlüne sığın,
    Cihân gönül kadar geniş değildir!

    istenmeyen adam, zall değildir...
    demir leblebidir...
    istenmeyen adam kemal sunal' dır...
    ben istenmeyen adam' a hayranım, o bana hayran e sen de cama tırman ismail !,
    ismail seni seviyorum, belki benim mefkureme yakın olduğun için, belki de insanlara kendini farklı göstermek amacındasın. ama düşündüklerini söyleyemiyorsun. kim olduğunu ve neye inandığını, nasıl bir ideolojiye sahip olduğunu belli etmemeye çalışıyorsun. bana kalırsa korkaklık ediyorsun ve ayıp ediyorsun. faraza, biz senin feyk hesaplarından birine, bir laf etsek, ve o feyk hesapla tartışmaya girsek, belki de bir intikam neticesi olarak beni veyahut herhangi birini, bir başka ademoğlunu, ya da istenmeyen adam gibi meczupları ortadan kaldıracaksın... zall, bir ülkede baş denilen adamlar, eğilmeye başladıkları zaman arkalarını muhakkak daha büyükleri doldurur. mümkün mertebe etrafını görmemekte diretsen de, senin kendi elinle yönetici olarak atadığın ( namı müstear ) ın ne türlü kepaze bir adalet anlayışına sahip olduğunu burada açıklasam emin ol kıyamet kopar. hoş, ben de silinirim. ben kim miyim ?

    '' ben, ben, ben haritada deniz görmüş boğulmuş,
    dokuz köyün sahibi, dokuz köyden kovulmuş ''

    fazla tevazu gösterme, kibirden bilirler !

    zall, sana inanmıyorum ama bir güç var. herhalde senin mekânında ben bir deistim... '' zall sözlüğü yarattı ama bütün buraları başıboş bıraktı, ilgilenmiyor, doğru yolu insanlar kendileri bulacaktır ''... e yahu zall ! farz muhal; madem tanrıcılık oynuyorsun, sana itiraf etmem icab eden fevkalade mühim bir mevzu var ! gönderdiğin bazı peygamberler sapık çıktı. herifler kitabını değiştirdiler, kendi nefslerine göre uydurdular. seni unuttular, sen 40 gün ortadan kayboldun ineğe tapmaya başladılar ineğe ! düşün... evvelâ düşün... düşünmekten başka bir vazifenin olmadığını düşün. '' düşün ki yüreğin sallansın, düşün ki o an, güzel günlere inanan mutlu bir yusufçuk havalansın '' deyip romantizme de bağlamak istemiyorum. öyle yalakaların var ki beni, '' zall' ın eski sevgilisi, kinini kusuyor ve çaktırmadan da ilân-ı aşk ediyor '' diye yaftalayacak kubur fareleri burada mevcut !

    zall efendi ! '' iki ekmek, bir süt '' esprisi yapmayacağım hemen korkma...
    sözlük bir mikrop kavanozu haline geldi. hele bazı enikler, meydanda öylesine mesut, öylesine canhıraş koşturuyorlar ki, dökük kıllarının her bir zerresinde uyuz kabartıları zıplaşan bu salon köpekleri, senin gölgene, ve hatta senin gölgene bile değil, seçtiğin ( namı müstear ) bir adamın sahte gölgesine, bir kandil ışığından farksız aydınlığına sığınıyorlar. yahu, o aydınlık değil, lağım çukurundan bile karanlık. yok böyle bir adalet anlayışı ! hiçbir yerde yok. bu kadar işsiz güçsüz, ipsiz sapsız, yahut üniversitede ortam yakalayamamış, asosyal olmuş adamı burada barındırıyorsun, bu adamları burada tutuyorsun, allah razı olsun abazaya eş, akbabaya leş nail ediyorsun. senin bu kurduğun portal vasıtasıyla bu asosyal cümle beşerin kaynaşmasına vesile oluyorsun, ama neticede öyle bir hata yapıyorsun ki, burası, sadece birbirinin bızırını yalayan, birbirini kollayan, ve hatta sırf birbiri için burada yazan, yazıdan nevi hiçbir halttan haberi olmayan, adem' den olma, fakat adamdan olmayan insanlarla doluyor ! yahu insan diyorum, insan şereflidir zall. yeryüzünde hiçbir varlık insan kadar yükselemez ve onun kadar alçalamaz...

    kaç entry var bu sözlükte zall ?
    6 milyona yakın...
    yarısını çöpe at...
    neden ? çünkü yarısı nick altı, anket ve bakınız..
    geri kalan ? bilgi mi ? yarısı geyik, futbol, saçma din tartışmaları, bokpüsür...
    binlerle ifade edilebilecek bir kaliten var o kadar...
    beş yüz bin yazıyı geçmez şu sözlükte kaale alınıp okunabilecek entry sayısı... geçemez ? neden ? e sen müsade ediyorsun, senin yöneticin müsade ediyor, '' reytingin '' artsın diye, çingeneye hükümdarlık veriyorsun ! bir şeyi unutuyorsun ! çingeneye hükümdarlık verirsen, önce seni kesmeye kalkar... bu da sarsılmaz bir gelenektir...

    '' yeryüzünde hiçbir şey yoktur ki allah, onu yükselttiği gibi alçaltmasın ''

    inancının arkasında dur !
    daha evvel de söylediğim gibi !
    hakkı, hak için iptal caizdir !
    fetva vermiyorum, eğer inanıyorsan, varsa bir mefkuren, sırf onun aşkı için söylüyorum !
    hakkı, hak için iptal et !

    yönetimini öyle yürekli insanlara doldur ki; yazarlar, gerektiği zaman sinek gibi silinebilecek, ve bir sinek için, gerektiği zaman adına uludağ sözlük denilen bu tarrakalı mekân yıkılabilecektir !
    her '' ağam, paşam '' diyen tahta oturtulmaz...

    kanuni sultan süleyman, kadının önünde nasıl diz çöküyorsa, bazıları da öyle diz çökmek zorundalar... işte bu büyük adalet ahlâkının olmadığı hiçbir yer yoktur ki nihayetinde yerin dibini boylamamış olsun !

    Boz yılanı tuttu, çivi yuttu derler,
    Pirimiz duvarı yürüttü derler,
    Kerâmet olsa da böyle hünerler,
    insanlığa yarar iş değildir...

    - sen cambaza bak oyununu bilir misin ?
    + nedir ?
    - eskiden yükseğe bir ip gererlermiş, cambaz ipin üstünde yürürmüş... yankesiciler de insanlar yukarıya baksın diye '' cambaza bak, cambaza bak '' diye elleriyle yukarıyı gösterir, milletin cebinde cüzdanında ne varsa alırmış... bu sefer oyun büyüdü... birisi, ( ki bu adam delidir, dili de usludan yeğdir, onun samimiyetini ben anlarım, beni ilgilendirir ) cambazın ipini kesti, cambaz düştü, öldü... bütün ahaliyi '' cambaz öldü, cambaz öldü '' diye cesedin başına topladılar... yankesicilerin niyeti bu sefer milletin cebini değil, evini soymak... bütün mahalleyi soymak... bütün şehri soymak...

    anlayacağını düşünerek yazdığım içten gelen bir yazıydı, hepsi bu kadar !
    şahsi kin, nefret, garez hiçbir şey yoktur ve olamazdır da...
    sen bülent ecevit' sin,
    ben de senin karşına geçip '' yazar kasa '' fırlatan o esnafım !
    biçeceksen böyle pay biç !

    es-selâmun aleyküm !
    31 ...