5. nesil bir yazar... bu sözlüğe 2008 senesinin başlarında tamami ile tesadüfi olarak üye olmuştur. yaklaşık 5-6 günlük çaylaklık döneminden sonra "yazar" olma vasfına nail olmuş ve elinden geldiğince, dili döndüğünce yazmaya başlamıştır. zaman zaman sevmediği entryler okusa da, zaman zaman yazılanlar canını sıksa da kimseye karşı saygısızlık etmemeye çabalamıştır. riyakarlığı, yapmacıklığı da sevmemiştir, itici bulmuştur. bir çok farklı yazar ile bir çok farklı konuda tartışmıştır. siyaset, futbol, aşk, müzik, yaşam gibi belli başlı konularda kah uzun, kah kısa ama özenerek yazmaya, bir şeyleri "kendi çapında" anlatmaya çalışmıştır. zaman zaman üslubundan taviz verse de hiç kimseye aleni olarak ve isim/nick kullanarak hakaret etmemeye özen göstermiştir.
burasını "alt tarafı sanal bir ortam" olarak görmeyi ne yaparsa yapsın becerememiştir. zira buradan tanıdığı insanlar, abileri, ablaları, kardeşleri* vardır. burasını her ne kadar yoğun bir şekilde eleştirse de zaman zaman "daha güzel bir yer olması" adına bir şeyler yapmasını gereklilik olarak görmüştür. bel altı vuranlara bel altı vurabildiğini ama bunu etik bulmadığını da numunelik örneklerle göstermiştir/gösterdiğini sanmaktadır. 2009 senesinin mart ayında üstüste yaşanan küfür saldırılarından dolayı her ne kadar küfür yiyen kendi olmasa da kendisine gına gelmiş ve epeyce bir entrysini silme kararı almıştır ve silmiştir de...
son zamanlarda bir yazarın sözlükte açtığı başlığın yazarları "sözlük içi muhabbet" kıvamına getirdiğini görmüş, bundan dolayı da ilgili yazarı eleştirmiş ve hatta ispiyonlamıştır yönetime. derken ilgili yazarın da kalkıp yaptığı şeyin bireysel bir deney/sazan avı olduğunu açıklaması ile sözlüğün temel amacının, hedefinin dışına çıktığını, saptığını, saptırıldığını düşünmüştür. buna da son derece demokratik bir şekilde "ya bu adam silinsin, ya da ben" demiştir ki bunu söylerken silinmeyi de ciddi ciddi göze almıştır. zira daha önce de belirttiği üzere burasının "alt tarafı sanal bir ortam" olmasını mümkün görmemiş, kabul etmemiştir. burası onun abileri, ablaları, kardeşleri, komşuları ile oturduğu o apartman dairesidir. ve birilerinin burasını "garsoniyer" olarak kullanmasının mümkün olmayacağını, en azından o hayatta iken mümkün olmayacağını kendisine felsefe edinmiştir. kızılcakıyamet de tam bu noktada kopmuştur...
bilenler bilirler, bilmeyenler de araştırsındır. ilgili yazarımız şurada yazan bir çok yazara, tarzına, üslubuna gıcık olmaktadır ve ilgili tepkisi bu "gıcık olmak" eylemi ile alakalı değildir. sadece burayı birilerinin kendi keyfi doğrultusunda deney tahtası olarak kullanmasına, buradaki yüzlerce yazarı da denek olarak görmesine ve bu duruma da tepkisiz kalınmasına karşı bir tepki göstermiştir. kastettiği şey de "ya o ya ben" olmaktan ziyade "aynı kefe" içerisinde yol almak istememektir. ki söylediği şey "satarım köyü haaa" kıvamındaki şener şen'e ait tehdit repliğinden çok daha farklıdır. ama bunu görebilmek için de bir yerde akıl gerekmektedir. gene de saygı duymaktadır...
sevenleri, yazara verdikleri değerden dolayı **, diğerleri ise "fırsat bu fırsat" düsturunun gölgesinde nick altına "içlerinden geleni" yazmışlardır. hepsine de ayrı ayrı teşekkür etmektedir kendi payına. lakin sözlüğün de gündemini meşgul ettiği için, apartmanın genel huzurunu bozduğu için, sesini yükselttiği için de özür dilemektedir.